MENFAATİ İRADENİN ÖNÜNE KOYMAK

0
705 kez

İçinde “bin aydan daha hayırlıdır” mübarek Kadir gecesinin de bulunduğu mübarek Ramazan bayramını en içten dileklerimle bütün insanlara hayırlı ve coğrafyamız başta olmak üzere bütün dünyaya barış ve huzura vesile olmasını dilerim. Kadir Geceniz ve Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

 

MENFAATİ İRADENİN ÖNÜNE KOYMAK

 

Şahısların menfaatleri doğrultusunda geliştirdikleri düşünceyi merkeze koyarak, etrafına devleti ve devletin etrafına da kurumları ihata yaparak geliştirdikleri sistem acaba ne kadar adaletli olur? Dünün mazlumu bu günün zalimi oluyorsa, şahıslardan önce devletin bekasını öne süren ve yasal zeminle birlikte uygulamada yaşamın her aşamasına yayan sistem adına hareket edenlerin suçu yok mu? Can simidi gibi rejimin halkı dışlayarak sadece devleti kurumakla mükellef olduğu yasalarına sarılıp ve halka hizmet diye yutturulmaya çalışmaya ne denir? Yani hırsızın hiç mi suçu yok? Göz açıklıkla ne zamana kadar devlet adına halk yönetilir. Her şeyin bir sonu vardır.

 

Tek parti iktidarı döneminde benliğe giden ve herkesi korkutan tablodan, tıkanıklığı ve çıkarları öteleyen 7 Haziran 2015 genel seçimleri sonucu koalisyonla/bizlerle yönetilmeden neden korkuluyor? Halkın iradesine saygıyı dile getirenler, neden halkın iradesiyle oluşan ve tecelli eden sonuçtan kaos/kargaşa çıkarmaya çalışıyorlar? Amaç ve niyet hizmet olduktan sonra gerisi teferruattır. Halkın 7 Haziran 2015 günü yapılan genel seçimler sonucunda sandığa yansıttığı iradesini eleştirme hakkını acaba politikacılara düşer mi? Halk aleni bir şekilde istediğini beyan etti ve siyasetçilere de buyurun buna göre politika geliştirin ve irademe riayet edin denildi. Halen sonuç üzerinde tartışmaya gerek var mı? Eğer halktan daha iyi biliyorsanız, neden halka gidiyorsunuz, halkın hâkimliğine başvuruyorsunuz.

 

Nasıl yönetileceğini ve kimler tarafından yönetilmek istediğinin en iyisini halk bilir. Seçim sonucunda oluşan tabloya da bizlere rıza göstermek düşer. Tersi cinlikler peşinden koşmaktır. Bu durumda hareket edenlerde bir dahaki seçimde halk cezalandırır ve baraj altı bırakır. Tarihte bunun örnekleri çoktur. 1990’li yıllara damga vuran ANP ile DYP nerede? 1950’li yıllarda çıkış yapan DP nerede? Bizlere düşen tüm tarihi evrelerinden ders almak, siyasetçilere düşen ise neden, niye, nasıl ve sonuç üzerinden olanları analiz ederek, söz konusu duruma gelmemektir. Yani hiçbir şekilde halka yol gösterme hakkına sahip değiliz.  Hesaba geldiği zaman halkın iradesi, gelmediği zaman ise halk bilmez, ben bilirim açıkgözlülüğünden vaaz geçsinler. Çünkü halk ne yaptığını bilir. Halkın, yol göstericilere değil, hizmet edicilere ihtiyacı vardır.

 

Halk, kendisine hizmet edeceğine inandığı siyasi partiye destek verir. Fakat kendisine efendilik etmeye kalktığı politikacıları da nasıl alt edeceğini de en iyi bilen hakem konumundadır. Halen halktan destek isteyip, hesaba geldiği şekilde hareket etmekte neyin nesi olduğunu anlamamak cahilliktir, bilmezliktir.

 

İhtiyaçlar piramidi göz önünde bulundurarak hareket edildiğinin en iyi uygulayıcı halk olduğunu unutmamalıyız. Politikacılar bu piramidin hizmet bölümünü ilgilendirir. Hizmete yaradığı müddetçe halk tarafından benimsenir, değer verilir. Aksi durumda tarih çöplüğüne gönderir. Bunun bilincinde hareket etmeliyiz, farkında olmalıyız.

 

Zaman egolarını tatmin etmek için halka hizmet adı altında oy isteyip, meclise geldikten sonrada bildiğini okumaya devam etmenin anlamsızlaştığı, teknolojinin hâkim olduğu devirde yaşıyoruz. Benliğinin tatmini bilinci ile hareket edilmenin yanlış olduğu ve halka hesap vermenin kaçınılmazlığın farkında olmamızın gerekliliğinin yapılması taraftarıyım. Tabii ki insanız! Herkesin bir düşüncesi ve benimsediği bir yolu vardır. İnsan olmamızın gereği saygı ve sevgiyi baz/temel alarak, herkesin faydalanacağı kural ve kaideleri geliştirmek zorundayız. Çünkü birlikte Türkiye’yiz.

Bedrettin SİĞA

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER