‘Cihadı IŞİD değil YPG halkları savunarak yapıyor’

1
813 kez

ADANA (DİHA) – Ramazan’da da katliamlarını kesintisiz sürdüren DAİŞ’i değerlendiren HDP Kars Milletvekili ve DİK kurucularından Ayhan Bilgen, DAİŞ’in varlığının İslam’ın özgürlükçü, demokratik, insancıl ruhuna aykırı ve Hz. Muhammed’i boşa çıkaran bir hareket olduğunu belirtti. İslam’ın cihad anlayışının çarpıtıldığını kaydeden Bilgen, “Özü itibari ile cihadı IŞİD değil YPG tüm halkları savunarak yapıyor” dedi.

HDP Kars Milletvekili ve Demokratik İslam Kongresi (DİK) kurucularından Ayhan Bilgen, Ramazan ayında da katliamlarını sürdüren DAİŞ çetelerini ve tartışılan Türkiye’nin Suriye müdahalesini değerlendirdi. DAİŞ’in savunduğu cihad anlayışını “barbarlık ve vahşet” olarak tanımlayan Bilgen, DAİŞ’in İslam ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed’i boşa çıkaran bir hareket olduğunu kaydetti. Bilgen, DAİŞ’in varlığının İslam’ın özgürlükçü, demokratik ve insancıl ruhuna aykırı olduğunu ifade etti. DAİŞ’in Ortadoğu’da etnik ve inançsal çatışmaların tohumlarını ektiğini belirten Bilgen, “İslam ülkelerinin böyle bir hareketi içinde barındırması uzun sürmeyeceği gibi bölge halkının da buna uzun süreli tahammülü olamayacaktır” dedi.

DAŞİ’in vahşet uyguladığını vurgulayan Bilgen, Hz. Muhammed’in savaşta esirlere bile nasıl davranılması gerektiğine dair son derece insancıl ölçüleri 1400 yıl önce vaaz ettiğini altını çizdi. Bilgen, şöyle devam etti: “Böyle bir Peygamberin izinden gittiğini söyleyenlerin, O’nun iddialarını vaazlarını boşa çıkaracak bir eylem ortaya koyması hazreti Peygamberin misyonuyla, Medine sözleşmesindeki, Hudeybiye anlaşmasındaki barışçıl tutumuyla hatta Mekke’nin fethedilmesindeki barışçıl tutumuyla hiçbir şekilde izah olamaz. Hazreti Peygamber’in yaklaşımında sivillere dokunulmamış, kültürel yerler ibadet yerleri tahrip edilmemiş, çevreye zarar verilmemişken, IŞİD’in yaptıkları ise ortadadır. Bu durumun Peygamberin insanlık için bugüne kadar taşıdığı mesaja umuda gölge düşürmüştür.”

‘İslam barış ve özgür yaşamı vaat eder’

İslam’ın özgürlük, barış ve huzurun ötesinde bir vaadi olmadığına dikkat çeken Bilgen, “Farklı inançlara mensup insanların kıyafetlerine, yaşam tarzına, ibadetlerine müdahale ederek bir İslam Devleti kurmayı amaçlarsanız bu insan fıtratına aykırıdır. Yani böyle bir yaklaşımla hareket ederseniz böyle bir İslami Devlet iddiasının ne Kuran ile ne de Hazreti Peygamberin uygulamaları ile izahı olamaz” dedi.

‘YPG tüm halkları savunuyor’

DAİŞ çetelerinin sürekli olarak cihad anlayışı ile hareket ettikleri iddiasının da İslam ile bağdaşmadığını kaydeden Bilgen, şunları söyledi: “Cihad kelime itibari ile harp kelimesinden farklıdır. Yani baktığımız zaman cihad emek sarf edilerek bir şeyi elde etmeyi ifade eder. Kaldı ki bu silahlı bir mücadeleyi değil hayatın her alanını ifade eder. Harp anlamında kastedilen cihad anlayışına baktığımız zaman İslam’da cihad sadece savunma amacıyla ya da baskı ve zulüm olan yerdeki baskı ve zulme son vermek için yapılabilir. Bir yerin işgal edilmesi için bir halkın özgürlüğünü baskılamak için sergilenen saldırganlık, vahşet, barbarlık cihad kelimesi ile de İslam’ın savaş hukukuyla izah edilemez, cihadın manevi ve kültürel arka planı ile açıklanamaz. Cihad kelimesi ne kadar IŞİD ve benzeri yapılar tarafından dile dolanan bir kelime olsa da gerçek anlamda özü itibari ile ancak Kürt hareketinin mücadelesi bu tanım içinde yer alabilir”

‘Türkiye’nin yaklaşımı İslam’la bağdaşmıyor’

Türkiye’de her geçen gün artan Suriye’ye müdahale tartışmalarına da dikkat çeken Bilgen, “Suriye’ye müdahale hevesinin hangi gerekçelere dayandırıldığı üzerinden hareket etmemiz gerekiyor. Eğer Suriye’ye müdahale gerekçesi hükümet temsilcilerinin ifade ettiği gibi sınırımızda bir Kürt oluşumundan duyulan rahatsızlıksa Arapların, Türklerin, Acemlerin ve Farsların hangi hakları varsa Kürtlerin de bu haklara sahip olması gerekiyor. Burada hedeflenen elbette ulus devlete sahip olunması meselesi değil barış içinde özgür ve eşit bir şekilde yaşamı kurabilme meselesidir. Eğer Türkiye İslami bir kaygı ile hareket ediyor olsaydı, Kobanê’de, Şengal’de insanlar katlediliyor iken bunu kendisine dert edinir ve Müslüman olmasının bunun karşısında tutum almasını emrettiği idraki ile şahitlik ederdi. Ancak Kürtler kendi yaşadıkları bölgede özgür bir yaşam kurma imkânına kavuştukları anda bunu kendisine tehdit olarak gördü. Bu da ancak Türkiye’nin milliyetçi, ırkçı duruşu ile açıklanabilir. Bunun da İslam açısından kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur” ifadelerini ekledi.

‘DİK’in güçlü yayın organına ihtiyacı var’

IŞİD ve IŞİD gibi düşünen zihniyetin önlenmesi gerektiğini vurgulayan Bilgen, “DİK olarak biz aslında kurulduğumuz tarihte Ortadoğu’daki büyük tehlikenin doğru okumasını ve Sayın Abdullah Öcalan’ın da bu çağrı ile ne kadar öngörülü olduğunu gördük. Özellikle bu dönem içinde yerelde Demokratik İslam Kongresi’nin etkinliğini artırarak, İslam’ın barışa, özgürlüğe, anadile, savaş hukukuna, eşitliğe ve adalete dair sözünü topluma yayarak, iktidarın aracı haline gelen dini özgürlük aracı olarak anlatmayı hedefleyerek IŞİD ve benzeri hastalıklı yapıların önlenebilmesini öngörüyoruz” dedi.

DİK’in İslam’ın özü itibari ile demokratik, barışçıl ve özgürlükçü İslam hedeflerini topluma yayması için mücadele etmeleri gerektiğini kaydeden Bilgen, “Bu güne kadar yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda bunun da aslında güçlü bir yayın organıyla mümkün olduğunu gördük. Düşüncenin üretilmesinin yanında yaygınlaştırılmasını hızlandırarak toplumda daha etkili olacağını düşünüyor ve bunun hazırlıklarını yapıyoruz” diye ifade etti.

1 YORUM

CEVAP VER