Kadri Yıldırım’dan Siirt Özelinden Mobbinge Karşı Genel Açıklama

0
742 kez

HDP Siirt Milletvekili Prof.Dr.Kadri Yıldırım TMMM’de Siirt’te yaşanan ve özellikle SES’li üyelere yönelik başlatılan soruşturmalarla iyice açığa çıkan mobbing uygulamalarına karşı basın açıklaması yaptı.

 

ÖĞRENCİLERE YÖNELİK SİİRT EMNİYETİ’NİN TUTUMU

“Üzerinde duracağım mobing uygulamalarının Siirt’te sistematik hale geldiğine dair işaretler güçlenmiştir. Daha önce de Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Doğan köyüne ve oradaki fahri imama yönelik baskıları buradan dile getirdim. Aynı şekilde doğal gösteri haklarını kullanan üniversite öğrencilerine yönelik soruşturmalar da Emniyet’in talimatıyla Siirt’te yaşandı.”

SES SİİRT ŞUBESİ ÜYELERİNE AÇILAN SORUŞTURMA

” Siirt’te Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri hakkında eften püften gerekçelerle açılan soruşturmalar var. Durumu izah etmek gerekirse; Sağlık Emekçileri Sendikası emekçileri, Deniz Feneri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında yapılan protokolü protesto etmek ve bunu kamuoyuyla paylaşmak için Siirt’te Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü önünde 27 Mayıs 2015 tarihinde gerçekleştirdikleri basın açıklamasına katılmamaları noktasında tehdit edilmişlerdir. Daha sonra da Nuri Yılmaz gibi sahte ad ve soyadı ile Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne, SES üyeleri hakkında ihbar mektupları gönderilmiş; İl Müdürlüğü tarafından bu ihbarlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına iletilmiştir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise bir denetçi göndermiş ve 9 SES üyesi hakkında soruşturma açılmıştır. Ne var ki denetçi tarafından açılan soruşturmaya yukarıda belirtilen protestodan bağımsız olarak, HDP’nin 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır’daki mitingine yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırıyı kınamak suç olarak resmi yazıda belirtilmiştir. Zaten SES Genel Merkezi, üyelerini de bağlayacak şekilde olayı kınarken SES üyelerinin de kişisel facebook hesapları üzerinden “HDP’ye yapılan ırkçı saldırıları kınıyoruz” demeleri soruşturma konusu olarak ele alınmıştır. Skandal ifadelere yer veren resmi yazı tutanakları… Bu ülkede ırkçılığa karşı durmak, bir katliamı kınamak ne zamandan beri suç sayılmaya başlandı? Hangi parti ve cenahtan olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yapılan katliamları kınamak ne zamandan beri siyasi parti yandaşlığı olarak görülmeye başlandı? Özellikle AKP yöneticilerinin her fırsatta “IŞİD terör örgütüdür” demesine rağmen kamu emekçilerinin bu vahşi örgütün yaptığı bir katliam girişimini kınamasının soruşturma gerekçesi yapması bir çelişkidir. Teröre karşı durulacaksa işte bu çifte standart yaklaşımlardan öncelikle vazgeçilmesi gerekiyor.”

 

ANAYASAL HAK İHLALLERİ

“Oysa anayasamızın ilgili birçok maddesinde “düşünce ve kanaat hürriyeti”, “basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkı” ve siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu belirtilmektedir. Aynı şekilde uluslar arası hukuk sözleşmeleri de düşünce, vicdan ve din hürriyetine; düşüncenin açıklanması ve anlatılması hürriyetine özellikle vurgu yapmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen 657 sayılı Devlet memurları kanunu’nun 7. Maddesi gereğince devlet memurlarının hiçbir siyasi partiye üye olamayacağı, siyasi ve ideolojik beyanda bulunamayacağı belirtiliyor. Tam bu noktada Türkiye’de anayasanın değiştirilmesi, 657 sayılı devlet memurları kanununun yeniden düzenlenmesi ihtiyacı yine karşımıza çıkmaktadır. Artık yeni bir anayasayı zaman kaybetmekten yapmalıyız.”

“Doğru olan 657 sayılı Devlet Memurluğu Kanunu’nun 7. maddesinin bir baskı aracı olarak kullanılmamasıdır. Ancak bu maddeyi HDP’yi desteklediğini açıklayan memurlara uygulayıp, diğer partileri, özellikle iktidar partisini destekleyen memurların es geçilmesi, bunun aynı zamanda 7 Haziran’da HDP’nin aldığı oy oranını içine sindiremeyen siyasi iktidarın, HDP’ye oy verenlere yönelik başlattıkları sistematik sindirme politikasının bir ürünü olduğunu ortaya koymaktadır. Tıpkı HDP’ye oy veren yerleşim bölgelerine hizmet götürülmemesinde, o bölgelerde askeri yığınaklar yapılarak korku salınmasında olduğu gibi HDP’ye oy veren memurlar üzerinde bu şekilde baskı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu baskılar hukuki olmaktan çok siyasidir. Bizzat memur arkadaşlara bu soruları soran kamu görevlileri siyasete alet olmaktadır. İktidarın sindirme siyasetine alet olmaktadır.”

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER