Siirt’teki Medrese Alimleri ve Öğrencileri Barış Yürüyüşüne Katılacak mı?

25
2.244 kez

Salı günü Siirt’te 37 kurum bu ülkede savaşın bir daha başlamaması adına barış için yürüyecekler, koşacaklar, uçacaklar ;ama oturmayacaklar. Oturduğu yerden “Ne olacak bu ülkenin hali, savaş yine mi başladı, haydi dua edelim” gibi ifadelerle geçiştirmeyecekler.Onlar seslerini gür bir edayla çıkaracaklar.Bu halkın mazlumları bir umut diye yine seslerini haykıracaklar, onca ölümlere onca acı ve ızdıraba rağmen yine “barış” diye haykıracaklar.

Birileri Salı günü Barış’ın sesini yükseltmek adına en ufak bir adımla dahi olsa destek sunmaya çalışırken birilerinin de artık mevcut anlayışlarını sorgulaması gerektiğini düşünüyorum.Bu ülkede kanın akmaması, genç bedenlerin bir daha toprağa düşmemesi adına bugüne kadar çok ciddi bir çabanın içine girmeyenlere artık sorumuzu sormanın vakti gelmiş geçmştir bile. Yaktılar ,yıktılar, inkar ettiler,yasakladılar, sıktılar,vurdular,imha ettiler,işkence ettiler,dışkı yedirdiler,ölümlerden ölüm beğendirdiler, en final ölüm şekli olarak uçak bombalarıyla öldürdüler, yine ses çıkmadı.Peki bunca zulmün altında kıvranan bir halk varken bu ülkede dini eğitim verip de artık insanlara dini öğretirken onları hayattan uzaklaştıran geçmişin islami eğitim değerlerini dahi günümüze taşımaktan aciz kalan medresler ne yaptı.

Susayan köpeğe su vereni, 100 kişiyi öldürüp tövbe edeni, 100 salavat çekip 1000 kulhuvallahu okuyanı cennete göndermekle meşgul olan bir eğitim sistemi … İslamın beş şartı deyip zekatı, hacı zenginlere havale eden, fakirleri namaz ve oruçla cennette gönderen bir anlayış gelişti.Güneşin kavurucu sıcağında ceketle dolaşmayı, Arap isimlerini çocuklara vererek cehennemden kurtarmayı, Arabistan kültürünü din diye bu yörenin insanlarına öğretmeyi, siyasetten uzak bir görüntü vermesine rağmen zamanı gelince en büyük siyaseti yapmayı, Kürt sorunu deyince hak,hukuk,adaleti bir kenara  bırakıp sadece kardeşlikten dem vurmayı bırakmanın zamanı gelmedi mi?

Ahmedi Xani’leri İbni Teymiyeleri, Şeyh Saitleri ve, Saidi Kurdileri yetiştiren medreseler artık dış dünyayla bağlantısını koparıp eve kapanmış, bireysel ibadet ve bir kaç ritüel sayesinde insanları cennete göndermenin merkezi olmuştur.

Peki İslam peygamberi bunu mu öğretmişti o Arabistanın harap olmuş vicdanlarına? Arabistan’da kan, gözyaşı, savaş,ahlakszılık,vicdansızlık dizboyu iken peygamber, gelin namaz kılın oruç tutun kurtulaşa erin, cennete gideceksiniz mi diyordu. Siz peygamberi böyle mi gördünüz. Peygamberin illettiği ayetler size evinizde sabahtan akşama kadar ibadet edin, dışarda ne oluyor ne bitiyor sizi ilgilendirmez, siz kitaplarınızı okuyun ilim irfan öğrenin, lazım olursa anlatırsınız mı diyordu? Siz kitabı hangi pencereden okuyorsunuz?

Kuran-ı Kerimi okuyup da beş vakit namaz, 30 gün oruç varsa biraz zekat, ölüme yaklaşırken de haca gidildiğinde cennetin tapularının alacağınıza dair bir garanti mi alıyorsunuz? Ya da şöyle söyleyelim, “Dışarda insanlar cehennem hayatı yaşarken onların cehennemi üzerine kendinize cennetler inşa etmeyi nasıl uygun görüyorsunuz? “Allah aşkına söyler misiniz, birileri din adına tarihte görülmemiş bir tecavüz ordusu kuruyor, yaşamımızda akla hayale sığdıramadığımız insanlık dışı vahşetleri sergiliyor, sizlerden birileri çıkıp da buna karşı bir duruş sergilemiyor.

 

Bedir’de Uhut’ta Hendek’te İŞİD’in çırağı bile olmayacak olan ve adına müşrik denilen bir kesim, müslümanlara savaş açarken peygamber evinde namaz ve oruçla üstüne iki duayla da bu iş tamam demedi. Kendisi bizzat savaş meydanına indi. Siz değil savşa meydanına Güres caddesine bile inmeye tenezzül etmediniz. Bir gün de şu öğrencilerinizi/faqalarınızı/müritlerinizi önünüze katıp da Siirt sokaklarında bu insanların yanlışlarını halka haykırmadınız.Siz yanlış yapanlara karşı sesinizi çıkarma cesaretini göstermediniz, sonra da bu eleştirlieri alınca efendim bizim görevimiz ilim irfandır deyip bahane duvarlarınızn arkasına saklandınız.Peygamber yaşasaydı ve evi Siirt’te olsaydı sizin yaptığınızı mı yapardı? Allah aşkına bir düşünün.Yıllarını hak, hukuk ve adalet adına davasını ezilen insanlardan yana koyarak mücadeleden mücadeleye koşan İslam peygamberine bakın bir de onu örnek aldığını söyleyen siz medreselerin alimlerine bakın.Bazı medresleri tenzih ederim ancak çoğunluk ne yazık ki böyle.Ezilen kadınların , hakları gasp edilmiş kölelerin, ticarette haksızlığa uğrayıp mağdur olan tücarların, putlarla iktidarlarını sağlamlaştırmaya çalışanların zulmüne maruz kalanların yanında olan ve bunun için de gecesini gündüzüne katan peygamberin yaşamına bakın kendi yaşamınıza bakın. Sabah kalkıp da bir iki ders haftada suya sabuna dokunmayan üç sohbetle peygamber örnek alınıyor mu? Alınmayın ama siz peygamberin mücadelesinden anlamlı bir örnek almadınız. Sizler bu medreselerden ilham almış olup zulme karşı yıllarını, canlarını veren Şeyh Sait gibi Saidî Kurdi gibi insanları da örnek almadınız. Sizin yaşam tarzınız, mücadele değil, boyun eğme ve  kabullenmedir. Belirlediğiniz çizgiler arasına sıkştırılmış, sosyal hayata karşı tamamen soyutlanmış bireysel bir müslümanlıktır.

 

Bu ülkenin ezilen değerlerine karşı tek bir sözü olmayan; Kürdü, Ermenisi Alevisi, kadını,işçisi için tek bir açıklaması ; bu ülkenin savaş,zulüm ve baskı politikalarına karşı söylenenecek bir sözü olmayan bir ilim irfan yuvasından İslam adına hiçbir beklentimiz olamaz. Artık bu klasikleşmiş İslam eğitim modeli anlayışına son vermenin zamanı gelmiştir. Eğitim eğer sizin yetiştirdiğiniz insanları zulme karşı direnen müslüman yapmıyorsa o eğitimin başarıya ulşması mümkün değildir. Sakın ola ki bizim görevimiz ilimdir değip de sorumluuğu üzerinizden atmayın. Zulme, haksızlığa, adaletsizliğe karşı sesini çıkarmayacak bir ilmin insanlığa ne kadar katkısı olur, bir düşünün. Bu halk ne yapsın bu ilmi? Birilerinin köyü yakılıp yıkılırken ve yine bir kesime her türlü işkence ve baskı uygulanırken siz kalkıp da ilim irfan öğreneyim bu zulüm biter derse kimi inandıracaksınız. İlminizle zulmü ortadan kaldıramıyorsanız o ilmi milyonlara anlatsanız neye yarar.Susamış bir halka kuru pasta vererek susuzluğunu giderebilir misiniz?

 

Velhasıl sözün kısası, sadede geleceğim. Bü ülkenin kan ağlayan yarası, bitmez tükenmez acısı yine hortlarken Siirt adına sessiz kalmamak adına bir grup güzel insan gezdiler, birçok STK’lara ulaştılar. Dediler ki tüm siyasi komplekslerimizi bir tarafa bırakalım, “Barış” diyelim. Savaş, gözyaşı,kan bu ülkenin kaderi olmasın. Biz bu ülkenin insanları olarak evlatlarımızı ölüme göndermek istemiyoruz, huzur ve kardeşlik iklmi içinde yaşamak varken ikinci şıkkı istemiyoruz, demek için yürüyecekler. Ne kadar çok olursa katılım, ses o kadar gür yükselecek. O halde var mısınız siz de bu yürüyüşe katılmaya.

 

Ey Siirt’i evliyalar diyarı diye öven , Siirt’in dört bir tarafına inşa edilen medreselerin değerli alimleri! Elinizi vicdanınıza koyun , birkaç yıldır huzur iklimine evirilen ve barışa doğru yola alan bu coğrafyada bu topraklarda, gençlerin kanı dökülüyor;her gün bir eve ateş düşüyor,yürekler dağlanıyor,acılar içten içe yayılırken kin ve nefret tohumları tekrardan yeşermeye başlıyor. Siz buna sessiz kalıp medresenizde otursanız bu halk artık size güvenebilecek mi? Siz ülkeyi kaosa götürecek bir savaş, bir yıkım karşısında sesinizi çıkarmayacaksınız bir zahmet bir daha bu ülkenin insanlarına ders vermeyin;çünkü bugün o öğrencilerinize vereceğiniz en büyük ders barışı haykırmanın kanı durdurmanın dersi olacaktır. Gelin ilminizi barışın rengiyle sulayın. Kanla sulanmış bir coğrafyada savaşa karşı duran zincirin bir halkası da siz olun.Siirt Barış meclisinin davetlisi olarak iki defa Kültür merkezine gelerek sunmuş olduğunuz bir katkının benzerini yarın yine gösterin.Binlerce insanın önüne geçin, istersenin yeri siz belirleyin ama katılın, bu ülkede insanları barıştırma adına en büyük manevi güçlerden biri olduğunuzu biliyorsunuz. Bunu bilmenize rağmen bu görevi yapmadığınız takdirde Allah’a karşı hesap vereceğinizi benden daha iyi biliyorsunuz. Onun için yarın bu halkın yanında “Barış”ı haykıran en anlamlı sesin  sizin sesiniz olabileceğini düşünerek bir karar verin.Kim ne der, endişesiyle hareket edeceğinize doğru neyse onu yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Maide 54. surede Allah “Kınayacının kınamasından korkmazlar.” der, Allah yolunda mücadele edenler için. Eğer barışı gerçekten istiyorsanız hiç kimseden çekinmeden yarın bu halkın yanında yürüme erdemliliğini gösterceksiniz.

Salı günü alın pankartınızı ve “Eğer onlar barıştan yana olurlarsa, sen de barıştan yana ol! Ve Allah’a güven. Çünkü işiten ve bilen O’dur.” Ayetini yazınız. Barıştan kaçanın Allah’ın emrinden kaçtığını herkes bilsin. Barışa karşı olmanın Allaha karşı gelmek anlamına geldiğini artık siz de anlatın.

Yok bu bize göre değil deyip de hala mevcut anlayışınızdan ısrar ederseniz bu halk bir daha sizi affetmez, size güvenmez. Siz kurduğunuz o düzenin içinde kaybolup gidersiniz.İnsanlık adına dikili tek taşınız bile olmaz. Kıldığınız namaz ve oruçla cennetin tapusunu alacağınıza inanıyorsanız tekrar peygamberi okuyunuz, ama doğru okuyun. Cennet için yaptıklarınız bir ticaret anlayışını ortaya koyar;ama insanlık için yapacağınız sizin erdemliliğinizdir. Bu size daha fazla değer katar. Tercih sizin küçük bir ticaret mi yoksa erdemli olmanın değerliliğine sahip olmak mı?

 

Muhammet Burak CAN

25 YORUMLAR

  1. SİİRTTEN ÖTE – BEN bir kürt olarak köşe yazınızı baştan sona okudum ve herkes köşe yazısı ile haberi ayırt edebilecek bilgi birikim ve dikkate sahip olmaya bilir demem oki bu köşe yazısı bendede başkalarındada şu olguyu oluşturdu demekki köşe yazarları size ne veriyorlarsa sizde incelemeden yada çaresiz yayınlıyorsunuz haber sıkıntısı çektiğiniz köşe yazısını sanki habermiş gibi lanse etmenizde anlaşılıyor SİZ HAMZA İSİMLİ arkadaşa demişsinizki köşe yazısı ve haber arasındaki farkı göremeyen medrese savunucuları arasına girdiniz demişsin ya SİZDE MEDRESELERİ DÜŞÜNCENİZE ALET ETMEK İSTEDİNİZ AMA YAPAMADINIZ çünki anlaşılan gelen yorum ve eleştiriden bunaldınız bu şekilde tevil yoluna giderek geçiştirmeye çalışıyorsunuz biraz daha gaztecilik öğrenmeniz lazım ben bir kürt olarak size inanmıyordum zaten şimdi dahada inanmıyorum

  2. YALACILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANARDA BU HABERİN YALANI ÖĞLEYE KADAR SÜRMEDİ ÇÜNKÜ MEDRESE HOCASI OLAN İNANÇLI HİÇ BİRİ SİZİN TONGAYA DÜŞMEZ TERTİPLER YAPMAKTA USTA ULANLAR BU DEFA BALTAYI TAŞA VYRDU YALANLARI ORTAYA ÇIKTI YALANCILARRRRRRRRRRRR HANİ FIOTOLAR HANİ İSİMLER

  3. …… bey senin bahsettiğin bu medreseler senin gibi sadece bir zümreye Gönül vermediği gibi elbette herkesin bildiği gibi işid denilen bir İngiliz maşasınada hiç bir zaman pirim vermemiştir sizin gibi hak ve hakikattan uzak birilerin bu seviyesiz Yazıyı kimlere güvenerek yazdığınızı çok iyi biliyorum emin olki bu gün Bölgemizde birilerin eli ile Kürt halkının getilrildiği nokta binlerce Kürt halkının ölmesinden daha çok sıkıntılıdır şeyh saatten bahsediyorsun bediuzzamandan bahsediyorsun emin olki onlar hayatta olsaydı seni ve senin gibi kimin maşası OLDUĞUNU bilmeden basit bir milliyetçilik adına ahiretini ve dünya adına neyi varsa heba eden zavallı kimseleri sopa ile kovacaktı

  4. Kıymetli yazar ve yorumcular bu milleti sizler daha anlayamamışsınız milleti ahmak zannediyorsunuz
    Bu millet barış sürecini kim başlattı kim bitirdi çok iyi biliyor barış sürecini bitirin tarumar oluncada barış barış diye ağlayın millet uyandı vesselam. ..

  5. baran denen melun ne demek pis emeller. barış kardeşlik pis emel ise senin iyi emellerin nedir yaz da bilelim. asıl sen ve senin gibiler kendine dikkat etsin. senin eğitim seviyen nedir. sen bu yazıyı nasıl okudun ve ne anladın.

  6. “Ey İnananlar! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.” Bakara süresindeki bu ayeti esas alıp kucaklaşalım. Provakatörler ve savaş çığırtkanlarına inat, barışa yuruyelim. Kürt-turk savaşı başlarsa, bu ülke cehenneme döner. Hepiniz büyük bedeller oderiz. Medrese alimleri ve öğrencilerin geleceğini çok isterdim. Ama tillo lobisi, savaşın olması tarafında. Ve gelmelerine musade etmez! Onlar cihadda olduklarını hayal ediyorlar.

CEVAP VER