HDP Siirt Milletvekili Hatice SEVİPTEKİN Röportajı

0
1.253 kez

7 Haziran’da HDP’den TBMM’de Siirt’i temsil etmekle görevlendirilen Hatice SEVİPTEKİN’le kurtalanhaberleri.com’un yaptığı röportaj:

 

Kurtalan’da son zamanlarda yaşanan bir eylem çeşidi biraz tepki almış gibi, görüştüğümüz esnaf sıkıntılı, sizce bunun sebebi ne? Neden kepenk kapama eylemleri oluyor ve kimler tarafından gerçekleştiriliyor?

Bildiğiniz üzere savaşa sokulmaya çalışılan bir ülkede ciddi anlamda bir ekonomik kriz baş göstermiş durumda ve bu kriz esnafından, işçisine, memurundan emeklisine kadar tüm halkımızı sarmış durumda. HDP olarak seçim beyannamemizde yer aldığı gibi esnafın ekonomik kalkınması için mücadele eden bir partiyiz. Esnafın sıkıntılarını atlatmak için onlara kaynak sağlamaya çalışan hep yanlarında olmak için uğraşan bir parti iken böyle eylemleri tasvip etmeyeceğimizi herkesin bilmesi gerek, tabi ki Kurtalan halkı her olaya duyarlılıkla yaklaşan yeri geldiğinde kendi rızası ile ve hiçbir baskı altında olmadan kendi kararını verip eylem tarzını kendisi belirleyen onurlu bir halktır. Yapacağı eylem ve yapmış olduğu eylemler her zaman ses getirmiş olan Kurtalan halkından tek isteğimiz sadece provokatif eylemlere uyulmamasıdır, çünkü gezdiğim birçok esnafın, sigara almaya gelen polislerin kasten fazladan sigara alarak yarın nasılsa kapalı diyerek esnafa kapatma baskısı yaptığını dile getirdiler. Yani bu konuda halkımız duyarlı olmalı ve partimize yönelik 7 Haziranda aldığımız büyük başarıyı gölgede bırakmak ve esnafı bize karşı kışkırtmak için yapılan bu tarz zarar verici eylemler seçilmiştir.

 

*7 Hazirandan sonra büyük bir oy yüzdesiyle hatta rekor denilebilecek bir halk oyuyla Ankara’ya gönderildiniz. Peki Ankara’dan Siirt nasıl görünüyor? 

Bize öncelikle oy verip, oylarıyla HDP meclise sloganlarımızı gerçekleştiren halkımıza teşekkür ederim. Birkaç toplantı dışında Ankara’da bulunmadım. Çünkü seçim zamanı sokak sokak, ev ev gezerek halkımıza her zaman yanlarında olma sözü verdik ve o sözümüzü tutuyoruz. Sadece olaylarda değil günlük yaşantımızı da beraber geçirme sözü verdik ve onu uyguluyoruz. Seçimden sonra havaların sıcak olması ve ramazan ayı ile beraber herkesin ibadetlerine yoğunlaşmasından dolayı bu belki biraz gecikti. Fakat şimdi günlerimizi hemen hemen her gün ya Siirt merkezde ya da bir ilçemizde ya da bir köyümüzde halkımızla ortaklaşarak hep beraber geçiriyoruz. Hükümetin halklara tekrar savaş politikası dayatmasıyla halkımızın Çözüm Süreciyle yakaladığı huzur ortamı ortadan kaldırılmak isteniyor. Son 1 aydır hükmetin  bu faşizan  savaş politikasından dolayı Siirt ve ilçelerinde meydana gelen gözaltılar, tutuklamalar, orman yangınları, ev baskınları, Kobanê ve bölgeden gelen cenazeler, bölge insanını ya cezaevi kapısına ya da mezarlıkların kapısına hapsetmiştir. Siirt ve bölgede yaşanan bu acı siyaseti yerinde yaşıyor ve halkın her saniyesinde yanlarında olmak için uğraşıyoruz. En son Şirvan’da yaşanan büyük patlamada ve hayatını kaybeden 8 askerin cenazeleri Türkiye’nin farklı farklı illerine ve farklı farklı baba ocaklarına ateş düşmesine neden olmuştur. Bu zor zamanlarda HDP ve Kürt halkı olarak barışa etrafında daha fazla kenetlenip hükümete barışı ve durdurulan müzakere görüşmelerini dayatmamız gerekiyor. Savaş kandır,  acıdır annelerimiz daha fazla ağlamasın dedikçe ülkeyi daha fazla kan gölüne döndürmek istiyorlar. Sadece Siirt ve ilçeleri değil, tüm Türkiye’yi 90’lı yılların baskıcı, gerici OHAL’ine çevirmek istiyorlar. Bunun örneklerini canlı canlı gördük ve ne yazık ki halen de görüyoruz: Silvan, Şemdinli, Cizre, Varto, Lice ve birçok yerde yapılan bu katliamların asıl amacı budur. Baskı ve şiddet uygulayarak OHAL’i dayatmak, ama halkımız 90lı yılların halkı değil bunu çok iyi bilmeleri gerekiyor. Ülkeye Barışı  getirecek olan, halkımızın kaybolmayan Barış Umududur. Bunun en güzel örneğini geçenlerde 37 farklı STK ve siyasi partinin Siirt’te yaptığı barış yürüyüşünde gördük, ve daha çok umutlandık. Devletin savaş politikasına karşı halkın barış çağrısı kazanacak.

 

* Milletvekili olarak  gördüğünüz veya size iletilen Siirt sorunları nelerdir? 

Siirt için kısa süre içinde birçok soru önergesi hazırlayıp bunların bir kısmını meclise sunduk ama sorun şu ki bu önergelerime cevap verilmiyor, sorulan sorular cevaplanmıyor ve yaptığımız bu çalışmalar karşılıksız kalıyor.  Karayollarının Siirt duyarsızlığını ve Siirt halkına olan bu ikinci sınıf tavrını artık herkes biliyor bununla ilgili bir önerge verdik, kullanılan mıcır taşları yüzünden ölümlerin sayısı her geçen gün artı. Duble yol sözü verilerek Başbakan çıkaran bir ile ne yazık ki 13 yıllık iktidarlık süresince bir yol yapılamadı,  lütfen imkanı olanlar Seçimlerin iptal edildiği ve Erdoğan’ı başbakan yapan DOĞAN köyüne bir gitsin ve manzarayı görsün, acaba o köylüler o yolları hak ediyorlar mı. Orda yaşayan köylülerimizin yaşadığı çile yerinde görülmeli. Köy yolları perişan halde hangi köye gitsen diğerinden beter.  Valiler ve kaymakamlar köylere nasıl hizmet götürüyor anlamakta zorlanıyorum. Yıl olmuş 2015 ama hala yolu olmayan, suyu olmayan ve altyapısı olmayan nice köy var.

 

Cezaevlerinde yaşayan çocuk mahkumları için önerge verdik bunun da cevabını alamadık. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Biz bütün cezaevlerinin kapatılmasından yanayız. Fakat bu öyle hemen yarın yapılabilecek bir şey değiliz. Bunun için en azından bu sağlanıncaya kadar bu cezaevlerinde yaşayan mahkum kardeşlerimizin cezaevi şartlarının düzeltilmesi böylece onların sosyal ve sağlık şartlarının iyileştirilmesi gerekiyor. Başta Siirt cezaevi olmak üzere bütün cezaevlerinin bu standartlara getirilmesi için elimizden geleni yapacağız.

 

Siirt’in en çok şikayet gelen konularından biri de sağlık. Milyonlarca liranın harcanarak yapıldığı devlet hastanesinde ne yazık ki yeterli personel ve sağlık çalışanı yok. Doktor eksiği insanları başka illere özel hastanelere gitmek zorunda bırakıyor. Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinin olmaması ilimizde halkımızın sağlık alanında büyük sıkıntılar yaşamasına neden oluyor. Son ziyaretlerimizin çoğunu sağlık kurumlarına ve sağlık alanındaki sivil toplum kuruluşlarına yaptık. Bu konuda bir çözüm arayışı içerisindeyiz. Mesela; Veysel Karani. Bu beldemiz yaklaşık 7 bin nüfusa sahip ve bazı dönemlerde her gün 3-4 bin gibi bir turist alan böylece ortalama 10 bin nüfuslu turizm beldemizde inanır mısınız mesai saatleri dışında hiçbir sağlık hizmeti yok. Yani acil bir durum olursa acil doktoru yok. Ne kadar ilginç! Bunun giderilmesi için görüşmelerimiz devam ediyor ve inşallah yakın zamanda Veysel Karanili halkımızı bu sıkıntıdan kurtaracağız.

 

Diğer bir sıkıntı da tarım konusunda: Çiftçilerimizin arazileri karayolları tarafından kendilerine sorulmadan ve kamulaştırma yapılmadan ihaleye çıkarılıyor olması. Bununla ilgili çok büyük sıkıntılar yaşayan çiftçilerimiz var. Yine bölgede tarımı bitirmek için yaklaşık 13 baraj yapılıyor. Doğanın dengesini bozmayı kafalarına koyan bu hükümet baraj yapımından vazgeçmiyor.

Ve en büyük sıkıntımız olan savaş politikalarıdır. İnşallah artık savaşların değil barışın hakim olduğu bir coğrafyayı hep birlikte inşa edeceğiz. Bunun yolu da yeniden çözüm sürecine dönmekte olduğu gün gibi aşikardır. Ben Dolmabahçe Mutabakatı ile imzalanan o mutabakat metnin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için hiç kimsenin sorumluluk almaktan kaçmaması, bilakis sorumluluk alarak bu akan kardeş kanının durdurulması ve annelerimizin o akan gözyaşlarının dinmesi için barışa olan inancını arttırarak barışı haykırması gerekir.

 

 

*Son olarak erken seçim çok dile getirildi, 1 Kasım’da olacak bir seçimi nasıl görüyorsunuz?  

Türkiye’de siyaset sarayın talimatlarıyla yönetiliyor, seçim derse seçim oluyor, savaş derse kan ve gözyaşı oluyor bu kadar basit. 6 milyon insanın oy vererek meclise gönderdiği HDP bunların tüm kirli politikalarını ortaya çıkardığı için şimdi erken seçime gidip halkın verdiği oyları ve kararı hiçe saymak istiyorlar. HDP onların kirli siyasetini her seçimde tekrar tekrar ortaya çıkaracaktır bundan kimsenin şüphesi olmasın. Onlar savaş dedikçe bizler barış diyeceğiz. Onlar gözyaşı dedikçe bizler barış diyeceğiz. Onlar kan dedikçe bizler yine barış diyeceğiz. Kısacası onların o savaş nidalarını biz barış nidalarının gölgesinde bırakıp tüm halklara barışı getirmek için gece gündüz demeden çalışacağız.

Kaynak:Kurtalanhaberleri.com/Eser Günbat

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER