HES’lerin Bölgemize Etkileri

2
1.487 kez

Barajlar genellikle nehirlerin geçtiği derin vadiler üzerine toprak dolgu, kaya dolgu ya da beton ağırlık olarak inşa edilen, nehir ve yağmur sularını biriktirerek yapay bir göl oluşumuna imkân veren, ayrıca tabiî göllerin kenarına da yapılabilen büyük yapılardır. Yapılma gayeleri ya hidroelektrik enerji üretmek, ya yağmurlu mevsimlerde su depolayarak kurak mevsimlerde kentler ve ziraî alanların su ihtiyacını karşılamak, ya da taşkınları kontrol etmektir, Çoğu durumda da, bu üç temel maksada beraber hizmet ederler.

Ülkemiz akarsu kaynakları açısından gayet zengin bir ülke, ancak çoğu zaman enerji sıkıntısı çeken, kimi zaman kendisinden çok daha sınırlı enerji kaynaklarına sahip komşu ülkelerden elektrik enerjisi satın alan bir ülke. Hâl böyle olunca boşa akıp gittiği düşünülen akarsular üzerine barajlar inşa ederek, ucuz ve de bol elektrik üretmek her siyasî iktidarın enerji politikalarından birisi olagelmiştir. Hatta buna bir devlet politikası da denilebilir.

‘HES’LER YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAĞI DEĞİLDİR!’

Herkes HES’lerin yenilenebilir enerji kaynağı olduğunu söylemektedir. Oysa Önüne bir set çekmek suretiyle (barajla) yapılan hiçbir hidroelektrik santrali yenilenebilir enerji kaynağı değildir. Nasıl ki, diğer enerji kaynaklarımız (kömür, petrol, doğalgaz vb) tükenen bir enerji kaynağımız ise Hes’lerde tükenen bir enerji kaynağıdır.

Kömür ve petrolün kaynağı olan tarih öncesi çürüyen bitki ve hayvan kalıntılarının zamanla tükenmesi söz konusu ise, barajların oluşmasını sağlayan jeolojik yapıların da zamanla aşınarak enerji elde edilmesini sağlayan ortam faktörlerinin (yükseklik farkı, su miktarı) ortadan kalkası ile aynen petrol, kömür, gaz gibi tükenmesidir. Barajlar muazzam bir su kütlesi depoladıklarından yer kabuğu üzerinde çok büyük bir gerilme oluştururlar. Bu gerilme mevcut tektonik gerilmelere eklenip, deprem için belli bir eşik gerilme değerinin aşılmasına ve bölgenin sismik olarak aktif hâle gelmesine yol açabilmekte ve su güzergâhlarında çatlaklar oluşturularak yitip gitmesine de neden olabilmektedir.

Barajlar birkaç yıl boyunca enerji sağlayacaktır. Barajlar, tabanında biriken, suyla taşınan malzemeler sonucu küçük bir göl haline gelmekte ve baraj olmaktan çıkarak bataklığa dönüşecektir. Böylece enerji elde etme gücünü yitirmiş olacaktır. Ancak en verimli topraklarımız da geriye dönüşsüz olarak yitip gidecektir. Verimli topraklar ile birlikte tarihi eserlerde suyun altında kalarak yitip gitmektedir. Birde suda yaşayan canlı türlerinin yok olması da cefası.

BÖLGEMİZDE ARTAN HES PROJELERİ

Özellikle son on yılda Siirt İlimizde ve Çevre İllerde yerli ve yabancı firmalar dere, çay ve akar olan her şeye santral kurmaya kalkışmaktadırlar. Kurulan santrallerin artı arkası kesilmemektedir. Botan Vadisine onlarca santral planları yapılmakta ve uygulamaya geçirilmektedir. Bölgemizin endemik flora ve faunası hiç düşünülmeden geniş bir zaman dilimine yayılmış planlar ile biyolojik çeşitlilik ortadan kalkacak ve doğa harikası olan Botan Vadisinin estetik görünümü de tarihe karışacaktır.

BOTANIN CAN DAMARI TIKANMAKTADIR.

botan1

 

İnsan vücudundaki damarlara bir tıkaç takılması kan dolaşımını nasıl durdurursa, barajlar da doğanın can damarları olan akarsuları durduruyor. Önü baraj setleri ile kesilen akarsular taşıdıkları su azaldığı için vadileri boyunca uzanan alanları besleyemez oluyor. Tıpkı kol damarlarınızdan biri tıkandığında veya koptuğunda kolumuzun çalışamaması ve zamanla erimesi gibi. Barajlar elektrik üretimi ve sulama açısından son derece önemli olmalarına rağmen, çevresel etkileri göz ardı edildiği takdirde insan ve çevre için hayati sorunlar oluşturmaktadır. Bölgemizde ki barajlarda birçok tarihe ev sahipliği yapan, doğal güzelliği ile cazibe merkezi haline gelen Botan Çayının can damarlarını tıkayarak zamanla yok olmasını sağlayacaklardır.

BOTAN BALIĞININ NESLİ AZALACAKTIR.

botan2

Suyun toplandığı bölgede bulunan bitki ve hayvan çeşitliliği değişim gösterecektir. Baraj yapıları menba (nehir akış yönüne göre baraj yukarısı) ve mansap (aşağısı) eko-sistemini tamamen değiştirir. Balıkların tabiî yetişme alanlarını tahrip eder, nehirdeki tabiî geçişlerine engel olur ve bilhassa göçmen balık türlerinin azalmasına hattâ nesillerinin tükenmesine yol açar.

Bölgemizde ki barajlarda tutulan büyük su kütlesi bölgemizin iklimini ılımlaştırarak nem oranını arttıracaktır. Bu da bitki ve hayvan çeşitliliğinde değişimlere sebep olacaktır. Suyun sıcaklığı da değişim gösterecektir. Su tutumu nedeniyle, Botan Vadisinin ekosistemi etkilenecektir. Bölgemize özgü canlı bitki ve hayvan türlerinin de nesli tükenmekle yüz yüze kalacaktır. Sular barajlarda tutularak Botan Vadisinde yaşayan Yayın balıkların doğal yetişme alanları da tahrip edilmiş olacak ve üremeleri için balıkların geçiş güzergâhları engellenmiş olacak nesli tükenme aşamasına gelecektir. Ayrıca barajlarda tutulan sularda inorganik civa birikimi ciddi oranda artarak metilasyon sürecinin sonunda organik metilcıvaya dönüşecektir. Metilcıva ise zehirli bir madde olup, bu maddeyi bünyelerine alacak olan balıkları tüketen insanlarda ise sağlık sorunları oluşabilecektir.

ILISUYUN ERUH DAĞLARINA ETKİSİ

Dicle Nehri üzerindeki Ilısu projesi, toplamda yaklaşık 27 bin hektarlık bir alanı su altında bırakacak. Proje tamamlanırsa beş doğal değeri yüksek alanı birden etkileyecek (Bismil Ovası, Dicle Vadisi, Küpeli Dağları, Cizre – Silopi Taşkınları ve Eruh Dağları) ve dünyada sadece Eruh Dağları’nda yaşayan Verbascum globiferum (top sığırkuyruğu) isimli canlı türünün yok olmasına neden olacaktır.

DURGUN SU OLUŞUMU ZEHİRLİLİĞİ ARTIRACAKTIR.

Barajların tutulması ile Botan’da ki su kalitesi de değişecektir. Çünkü durgun sularda oksijen giderek azalma gösterecektir. Su ortamları alıcı ortamlar olduğu için Botan Çevresindeki köylerden ve maden işletilen işletmelerden gelen kirletici maddeler (organik ve inorganik maddeler) ile giderek kirlenecek ve oksijen miktarı da giderek azalma gösterecektir. Ayrıca İlimizde yapılan barajların etrafındaki yerleşim yerlerindeki kanalizasyon sularının da Botan Çayına bağlanması ile çok daha hızlı bir şekilde kirlenmesine neden olacaktır. Bazen Botan kenarında zaman zaman balık ölümleri görülmektedir. Bu da oksijen yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

HES’LERDEN YÖRE HALKI YARARLANDIRILMALI.

Yeni yapılacak HES projeleri tekrardan gözden geçirilmelidir. Ancak bugüne kadar yapılan Hes’lerden de yöre halklarının faydalanması sağlanmalıdır. HES’ler bulundukları bölgenin coğrafyasını kullanarak enerjisini doğrudan ve en ucuz şekilde üretmekteyse eğer bu üretilen enerjiden de yöre halkıda doğrudan yararlanmalı ve ödedikleri elektrik faturalarına doğrudan yansıtılarak en ucuz şekilde kullanılması sağlanmalıdır.

 

Zafer Kahraman

2 YORUMLAR

  1. bu yapılan barajlar sayesinde oraların köylüleri aş iş sahibi oldu istimlak edilen topraklarının değeri 5 tel 50 ye yükseldi ev arsa dükkan alan alana balıkların nesli tükenecekmiş ne alaka balıkların nesli dahada artacak mesele bölgeye kötü etki edişi değil mesele başkalarının oralarda rahat cirit atmalarının önü kesiliyor bölge insanı aşa işe kavuşuyor buda birilerinin hesabına ters geliyor mesele sadece budur

  2. herkes çok zengin oldu….As is buldu….yok doğa yok bortu böcek….yaaaa amerika avrupa 1000 yıldır nükleer enerji kullanıyor….kimse orda protesto yok….Erivan da a hala Iğdır karşısında nükleer santral var….daha ne….ya bu Türk marjinal gruplar Kürtleri kandiriyoooor… yaaa avrupada amerikada doğa yok mu….yaaaa yeter bu sol gruplar 12 yıldır olan güzel ortamı bozdu….Amerika da Irak a özgürkestirme demişti….Irak 18 yıldır çok özgüR!!!!! her an olum kan var…..

CEVAP VER