HDP’den ‘Barışa Ses Ver’ Paneli

0
643 kez

HDP Birecik ilçe örgütü tarafından Urfa’nın Birecik ilçesinde Enver-NebibeKaraata Kültür Merkezinde ‘Birlikte Yaşam İçin Barışa Ses Ver’ paneli düzenlendi. Moderatörlüğünü Gazeteci-yazar İbrahim Genç’in yaptığı panele HDP Urfa Milletvekilleri Dilek Öcalan, Osman Baydemir, gazeteci-yazar Kemal Göktaş ve yazar Aslı Erdoğan katıldı.

“Ne oldu da Dolmabahçe vazgeçtiniz?”

Panelde ilk sözü alan HDP Urfa milletvekili Dilek Öcalan, tek bir kişinin iktidar hırsı yüzünden başlayan çatışmaların daha ciddi noktaya ulaşmaması barış mesajının herkese ulaşması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Barışın bir an önce tüm dünya olmak üzere, özelliklede Kürdistan’a ve Türkiye’ye gelmesi, şu an bu savaştan en çok etkilenen kesimin kadınlar ve çocuklar olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu topraklarda etle tırnak gibiyiz. İnanın bu topraklar hepimize yeter. Özyönetim taleplerine de bu açıdan yaklaşılmalıdır. Özyönetim talepleri tamamen demokratik bir taleptir. Fakat birileri ısrarla bunu çarpıtıyor. Kürtleri ısrarla terörize etmeye çalışıyorlar. Sırf bu demokratik talepten dolayı halkın %90 oyuyla seçilen belediye eş başkanlarımız darp ve baskılarla gözaltına alınıyor. Halk bu baskıları kabul etmiyor. Çünkü bu halk, 90’lı yılları da yaşadı. Ama her zaman bu halk sağduyusunu korudu. Halkların bir arada yaşamasının bir nedeni de budur. Tabii barışı ortadan kaldıranlara halk olarak soracağız. Ne oldu da Dolmabahçe Mutabakatından vazgeçtiniz? O mutabakatta tüm halkları kapsayan talepler vardı.”

“Basının dili şaşırtıcı şekilde değişti”

Gazeteci-yazar Kemal Göktaş da çatışmalı süreçle medyanın dilinin de şaşırtıcı bir şekilde değiştiğini söyleyerek “Bu süreçte onlarca gazeteye erişim yasağı getirilirken onlarca gazeteci de işten atıldı. Oysa memleketin özgürlüğü ile basının özgürlüğü paraleldir. Yani memleket özgürleşmeden basın da özgürleşemez. Fakat ülkede oluşan savaş psikolojisiyle basının dili de şaşırtıcı bir şekilde değişti. Şuan savaş dili ana akım medyada da hakim dil olmaya başladı. Düşünün daha aylar önce gazeteler ve televizyonlar rahatlıkla genel af, anadilde eğitim gibi konuları rahatlıkla konuşurken bugün her şey terörize ediliyor. 90’lı yıllara benzer şekilde kimi medya organlarında her gün ‘etkisiz hale getirildi. Ölü ele geçirildi.’ gibi bir dil oluştu. Bazı medya organları doğrudan savaşın tarafı oldu. İşin ilginç tarafı eskiden bir gazete haberini yapar geçerdi. Bugün ise bazı gazeteler, diğer gazetelere ne yapmaları gerektiğini söylüyor. Biliyoruz ki faşizm size ne yapmanız ve söylemeniz gerektiğini dikte eder.” dedi.

“Bu savaş Erdoğan’ın oyunudur”

Yazar Aslı Erdoğan ise son yaşanan acıları gördükçe çok şaşırdığını belirterek sözlerini “Dün de barış diyorduk. Bugün de barış diyoruz. Yani değişen bir şey yok. Açıkçası çözüm sürecinde de biraz tedirgindik. Acaba ne zaman kapılarımız kırılacak, gözaltılar başlayacak tedirginliği hep vardı. Tabii bu baskılara rağmen Kürtler bunlara izin vermez. 90’lı yıllar gelmez. Erdoğan’ın buna gücü yetmez. Ama medyanın dili bugün korkunç bir hal almış. Geçen yıllarda binlerce kişinin gözaltına alındığı KCK tutuklamalarında da durum böyleydi. Farklı yöntemler kullanılarak gerçekler halktan gizleniyor. Sistematik bir medya linçi başlatılıyor, sonra da her şey görünmez kılınıyor. Öyle ki o dönemde Balyoz operasyonlarına gösterilen ilgi Kürtlere gösterilmedi. Ne yazık ki Türkiye’nin ikiyüzlülüğü bugün de görünüyor. Türkiye’nin batısı olanlardan habersiz. Belki de görmek istemiyor. Burada çözüm yüzleşmekten geçiyor. Ama Türkiye, barışın asli unsuru olan yüzleşmeden kaçıyor. Yani barış, yüzleşme ve demokrasi talebi hep ve sadece Kürtlerden geliyor. Herkes bugün bu savaşın Erdoğan’ın oyunu olduğunu görüyor. En azından batı bunu görmezden gelmemeli.” şeklinde sürdürdü.

“HDP’nin savaşta zerreyi miskal payı yok”

HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir de patalojik bir yönetimle karşı karşıya olunduğunu belirterek “Bu savaşta HDP’nin zerreyi miskal payı yoktur. Bu savaşı durdurmak için bu savaşın kirli boyutunu, maskesini açığa çıkarmak zorundayız. Hemen bugün çatışmanın durmasının çabasını ortaya koymalıyız. Çatışma duruncaya kadar da kadınların, çocukların, sivillerin de zarar görmemesi için taraflara çok açık çağrıda bulunmak gerekir. AKP, PKK’yi böyle bitiremeyeceğini iyi biliyor. Onun amacı, %13 oy alan HDP’yi barajın altında bırakmaktır. Bu sebeple de HDP’nin %80-90 oy aldığı Varto, Silvan, Cizre, Silopi, Yüksekova gibi yerlerde şiddeti tırmandırarak halkı göçe zorluyor. Anadolu’nun, Mezopotamya’nın, Kürdistan’ın anneleri, babaları ve emekçileri eliyle barışın geleceğinden kuşkum yok. Ama benim tek endişem, bu savaşın kontrolden çıkmasıdır. Çünkü o zaman çözümden, masadan, müzakereden de o denli uzaklaşırız.” dedi.

“Problemleri aşmanın tek kaynağı ise barıştır”

Barışın ancak halkların ortaklaşmasıyla inşa edilebileceğini söyleyen Baydemir sözlerini “Fırat ve Dicle nasıl ki bu coğrafya ya hayat verdiyse, nasıl ki Fırat ve Dicle ve bu coğrafyanın var oluşundan bu güne denk, doğduğu topraklardan Basra Körfezi’ne kadar, nasıl ki bütün halkların ve bütün tabiatların hayat kaynağı olduysa emin olun Fırat ve Dicle’den daha elzem, daha acil ihtiyaç olan yeni bir hayat kaynağına ihtiyaç vardır, o da Ortadoğu coğrafyasının barışa duymuş olduğu ihtiyaçtır. Su gibi, hava gibi, oksijen gibi. Bugün Ortadoğu coğrafyasının tamamını kasıp kavuran, yaşamış olduğumuz bu tablo neredeyse temelleri 100 yıl önce atıldı. Yüzyıldır aslında bu coğrafyanın birlikte yaşam arzusunun temeline dinamit konuldu. Bu problemleri aşmanın tek kaynağı ise barıştır.” şeklinde sürdürdü.

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER