Kadri Yıldırım: “Kürt sorunu esasında bir Kürtçe sorunudur.”

0
639 kez

HDP Siirt Milletvekili Prof.Dr.Kadri Yıldırım, TBMM’ye verdiği Kürtçe soru önergesinin red edilmesi üzerine Kültürel Özsavunma hamlesi dediği çalışmalarına ağırlık verdi. Mecliste  IMC Tv’den de canlı verilen bir basın açıklaması yapan Kadri Yıldırım,  Kürtçeye gösterilen anlayışssızlığa dem vurdu. Ayrıca MEB tarafından Kürtçe Öğretmenliğine sadece 12 kadro ayrılmasının da trajik komik bir uygulama olduğunu belirtti.

 

Prof.Dr. Yıldırım, Kurtuluş Savaşında Türklerle omuza omuza savaşanların sanki Kürtler değil de İngilizlermiş gibi davranıldığını Kürtçe’ye değil İngilizce eğitim verildiğini dile getirerek Kürtçeye yapılan baskıların bir zulüm olduğunu , asimilasyon politikalarına karşı kendisinin de dahil olduğu bir Kültürel Özsavunma yapmakta olduklarını vurguladı. İşte Kürt dili ve Kültürünün yok olmaması için Kültürel Özsavunmanın hayati olduğunu vurgulayan Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın çok çarpıcı konuşmasının tamamı.

 

“Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan farklılıklara yönelik sistematik bir asimilasyon, inkar ve imha politikasının uygulandığını herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Bu politikadan dolayı yıllarca başta Kürtçe olmak üzere birçok dil üzerinde acımasız politikalar sürdürüldü. Siyasetçiler her gün Kürtlerin gözlerinin içine bakıp “Kürt yoktur” dediler, akademisyenler yıllarca bunun teorik çerçevesini oluşturmak için çırpındı. Böylece on binlerce insanımızın yaşamını yitirdiği ve ülke kaynaklarının tüketildiği bir süreç yaşandı. Bu noktadan hareketle, Kürt sorunu esasında bir Kürtçe sorunudur, anadilde eğitim meselesidir. Bu sebeple de siz Kürtler için en ileri adımlar da atsanız, Kürtçe anadilde eğitim olmadığı sürece bir anlamı olmayacaktır.

 

Dolayısıyla “bin yıllık kardeşlik” edebiyatı yapanların Kürtçe anadilde eğitimi savunması samimiyet göstergesi olacaktır. Çünkü Kürtler soruyor, “Kardeş kardeşinin dilini keser mi?” Bu ülkenin kuruluşunda Kürtlerin emeği ve fedakarlığı bu kadar ortadayken bugün bırakın özerkliği konuşmayı, tamamen pedagojik olan anadilde eğitim meselesini çözemiyoruz. Bu tür temel ve meşru talepler sürekli terörize ediliyor. Geçmişte bir hak bastırma aracı olarak kullanılan “Din elden gidiyor” teranesi bugün de “vatan elden gidiyor” teranesiyle sürdürülüyor. Oysa Kürtçe anadilde eğitim, otonomi ve anayasal güvence gibi talepler, çağdaş demokrasinin bir gereğidir. Dolayısıyla insanlığın uzaya çıktığı bu çağda Türkiye’de Kürtlerin anadilde eğitim hakkından yoksun olması tam bir utançtır.

 

Bu utanç devam ederken Sayın Erdoğan Kürtlere parmağını sallayıp “Neyiniz eksik?” diyor, Sayın Davutoğlu ise Kürtlerin anadillerinde ağıt yakabilmeleriyle övünüyor. Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, “Neyiniz eksik?” diye soruyorsun ya, hemen söyleyeyim: “Kürtçe anadilde eğitim alamıyoruz”. Eğer eksikliklerimizi gidermekse niyetin buyurun bir adım atın. Sayın Davutoğlu’na da sesleniyorum, evet daha geçen gün Cizre’de 23 insanımız Kürtçe ağıtlarla defnedildi. Mutlu mu olalım? Siz değil misiniz ki kendi topraklarında olmamalarına rağmen Almanya’ya “Asimilasyon insanlık suçudur” deyip oradaki Türkler için anadilde eğitim talep eden? Biz de çok açık ve net söylüyoruz, kendi dilin için istediğini biz de kendi dilimiz için istiyoruz.

 

Tabii anadilde eğitim talebimize rağmen bazı gelişmeleri de önemsedim. Okulların 5, 6, 7 ve 8. Sınıflarına konulan seçmeli Kürtçe dersi önemliydi. Ama gördük ki bu bile okullarda fiilen işletilmedi. Kimi zaman “Kürtçe öğretmeni yok”, kimi zaman “Derslik yok” bahanesiyle ve açıkça söylemek gerekirse kimi zamanda bilinçli olarak bu dersin seçilmesi engellendi. Bu sebeple de Milli Eğitim Bakanlığı, Kürtçe dersini kaç öğrencinin seçtiğini hiçbir zaman söyleyemedi. Aynı şekilde Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü müdürü olduğum dönemde bizden Kürtçe öğretmeni yetiştirmemizi istediler. Yüzlerce Kürtçe öğretmeni yetiştirdik ama hepsini mağdur ettiler. Oysa Sayın Erdoğan, başbakanlığı döneminde 2013 Şubat’ında geldiği Mardin’de “Bu öğrencilerimizden 500’ü, Milli Eğitim bakanlığımıza bağlı ilköğretim okullarının 5, 6, 7, 8. sınıflarında okutulacak seçmeli Kürtçe dersi için Kürtçe öğretmen adayı olarak eğitim görüyor.” diyordu. Bunu diyen Sayın Erdoğan’a sormak gerekir. Bunun üzerinden bu kadar siyasi rant elde ettin, peki bu öğretmen adaylarının yaşadığı mağduriyetten haberin var mı?

 

Bilindiği üzere birkaç gün önce MEB tarafından 37 bin öğretmenin ataması yapıldı. Bu atamalar içinde Kurmanci 11, Zazaca 1 olmak üzere toplam 12 Kürtçe öğretmeni atandı. Bunun yanında 4037 İngilizce öğretmeni, 17 Fransızca öğretmeni, 327 Arapça öğretmeni atandı. Atansınlar, hiç sorun değil. Ama Allah aşkına siz Kurtuluş Savaşı’nı İngilizlerle birlikte mi verdiniz? Aynı cephede birlikte savaştığınız Kürt halkının dili için sadece 12 Kürtçe öğretmeni atanmayı vicdani buluyor musunuz? Kürtçe öğretmenleri, son Kürt medresesinin kapısına kilit vurulmasından bu yana 100 yıldır atama bekliyorlar. Oysa bu halkın ve dilin yaşadığı mağduriyeti bir nebze de olsa hafifletmek için pozitif ayrımcılık bile yapabilirdiniz.

 

Sonuç itibariyle 2015-2016 Eğitim ve öğretim dönemi, Kürtçe anadilde eğitim yasağı utancıyla başlayacak. Ülkemizin bu utançtan kurtulması için elbette demokratik yollarla mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu kapsamda ben Kürtçe için her türlü fedakarlıkta bulunacağım. Bu, kültürel bir özsavunmadır. Dolayısıyla bu özsavunma kapsamında Eylül ayı başında ilk Kürtçe yazılı soru önergesini verdim. Bu önerge, bir özsavunmaydı. Amacım hem anadilde eğitime dikkatleri çekmek, hem de Kürtçe öğretmenlerinin mağduriyetini göstermek idi. TBMM Genel Evrak ve Arşiv birimince böyle bir özsavunma beklenmediği için Kürtçe önergemize mühür basılıyor, hatta Milli Eğitim Bakanlığına gönderilmek üzere 19815 sayı numarası bile veriliyor. Bununla birlikte TBMM resmi internet sayfasına da Kürtçe önerge yükleniyor. Fakat önergenin Kürtçe olduğu anlaşılır anlaşılmaz önergenin üzerindeki mühür siliniyor, sayı iptal ediliyor. Sözlü olarak “anlaşılmadı” denilerek HDPgrubuna önergemiz iade ediliyor. Aynı şekilde apar topar TBMM internet sayfasından da Kürtçe önerge kaldırılıyor. Allah aşkına bu ne telaş? 8 dilde hizmet eden TBMM internet sayfasında Kürtçeye miyer yok?

Tabii ben halkının temsilcisi bir Kürdolog olarak Kürtçe özsavunmamı genişleterek devam ettireceğim. Bu kapsamda Meclis Başkanlığına Kürtçe önergenin reddedilme gerekçesini yazılı olarak almak için 14 Eylül’de bir dilekçe sundum. Şimdi bunun cevabını bekliyorum. Kürtçe soru önergesini de “anlaşılmadı” gerekçesiyle reddedilmesinden dolayı önergeyi iade edenlerin işini kolaylaştırmak için yanına Türkçesini de iliştirip tekrar vereceğim. Sanırım anlaşılma problemi çözüleceği için önergeyi bu haliyle artık kabul ederler. En azından temennimiz o yönde. Buna olanak tanıyacak adımların da Meclis başkanı tarafından atılmasını bekliyorum. Bu, “bin yıllık kardeşlik”imizin bir meyvesi olsun. Bu kapsamda MEB’in atamadığı Kürtçe öğretmen adaylarına da Meclis çatısı altında görev verilebilir.

 

Prof. Dr. Kadri Yıldırım

HDP Siirt Milletvekili”

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER