Süreç bitti, Kürtçe gitti

0
725 kez

Bugün anayasanın öğrenim hakkını düzenleyen maddelerine göre Kürtçe anadilde eğitim almak hâlâ yasak. Bu sebeple 2015-2016 eğitim ve öğretim dönemine Kürt çocuklarının anadilde eğitim almadan başlayacak olması bile Kürt sorununun çözümü noktasında ilerleme olmadığını gösteriyor.

Şantaj mı?

Aynı şekilde pedagojik bir konu olan Kürtçe anadilde eğitim hakkının siyasal erk tarafından “silahların bırakılması” şartına bağlanması ancak bir şantaj olarak algılanabilir. Bu realiteye karşın Kürtlere yönelik “Neyiniz eksik?” ya da “Kürtler anadillerinde ağıt yakabiliyorlar” gibi söylemlerin devlet ciddiyetiyle alakası yoktur.

Aynı şekilde pedagojik bir konu olan Kürtçe anadilde eğitim hakkının siyasal erk tarafından “silahların bırakılması” şartına bağlanması ancak bir şantaj olarak algılanabilir. Bu realiteye karşın Kürtlere yönelik “Neyiniz eksik?” ya da “Kürtler anadillerinde ağıt yakabiliyorlar” gibi söylemlerin devlet ciddiyetiyle alakası yoktur.

Kürtler, Kürtçenin pazar dili haline gelebilmesi için her alanda önünün açılması gerektiğini belirtiyor. Dolayısıyla Halk Eğitim Merkezleri’nde (HEM) nasıl ki birçok dil ve iş kolu için kurslar açılabiliyorsa Kürtçe kurslar da açılabilmeliydi. Bu talebi Şubat 2014’te önce Milli Eğitim Bakanlığı’na ilettim. Sonrasında MEB’e bağlı olan Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’yle temasa geçtim.

Bu girişimde amaç, anadilde eğitime alternatif üretmek değildi. Bununla; eğitim süreci tamamlanmış ileriki yaşlardaki Kürtlerin eğitilmesi, apolitik Kürt kesimin de Kürtçe ile tanıştırılarak Kürtçe okuryazarlığın geliştirilmesi, mağdur edilen Kürtçe öğretmenlerinin HEM’de istihdam edilmesi, batı illerinden Kürt bölgesine atanan öğretmenlerin seminerlerle Kürt dili ve kültürü ile tanıştırılıp uyumunun sağlanması amaçlanıyordu.

Dil modülleri

İstihdamı arttırmak için ihtiyaç duyulan öğrenim programlarını sürekli güncelleyen Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesindeki HEM’de kurs açılabilmesi için 10 kişinin talep etmesi ve bir usta öğreticinin olması yeterli. Burada MEB de gerekli modülü hazırlamakla sorumludur. Dolayısıyla Kürtçe kursların açılabilmesinin önünde yasal anlamda herhangi bir engel yok. Böylece Şubat 2014’ten Haziran 2014’e kadar süren temaslarımız sonucunda Bakan Nabi Avcı’nın da onayıyla modül hazırlama süreci başladı. Bu konuda gerekli katkıyı sağlamak adına Yaşayan Diller Enstitülerinin müdürlerinin de görüşlerini içeren bir raporu HEM’e sundum. Modül hazırlama birimince “Yaşayan diller modülü”nde Kürtçe (Kurmanci, Zazaca), Gürcüce, Çerkezce ve Lazca yer alacaktı. Yoğun temaslarımız sayesinde Kürtçe modül tamamlandı ve Şubat 2015 itibariyle yayımlanmaya hazırdı.

Buna göre Kürtçe modül “Yaşayan diller” adıyla onaylanıp diğer dil modülleri de bittikçe buna ilave edilecekti. Kürtçe kurslarını Kürtçe yüksek lisans ve lisans mezunları başta olmak üzere üniversitelerde Kürtçeyi seçmeli ders olarak almış olanlar da açabilecekti. Modülün en erken Mart 2015, en geç Nisan 2015’te onaylanmasını bekliyorduk. Bu süreçte MEB ile sürekli temas halindeydik.

Rafa mı kalktı?

Fakat Mart 2015 itibariyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kürt sorunu yok, müzakere yok, taraf yok” çıkışıyla birlikte MEB yetkilileri ile bağlantımız koptu. Telefonlarımızı açmayan yetkililer artık geri dönüş de yapmadıkları gibi Kürtçe modül de buzdolabına kaldırıldı. Bu süreçte Temmuz 2015’te onaylanan modüllerin içinde de Kürtçeye yer verilmedi. Öyle ki Boxer dikimi, kadın fantezi elbise dikimi, hankido gibi modüller hızla hazırlanıp onaylanırken ülkenin en büyük sorununda yumuşama sağlayacak Kürtçe modül onaylanmadı.

Halk Eğitim Merkezleri’nde Kürtçe kursların açılmasının bile engellenmesinin Kürtlerin 7 Haziran’daki tercihiyle ilgisi var. Çünkü Kürtlerin HDP’ye yönelmesi ile AKP, Kürtlerin en temel taleplerine bile kayıtsız kalmıştır.

Asıl muhatap devlet

Oysa Kürtlerin meşru taleplerinin asıl muhatabı devlettir. Çünkü iktidarlar gelip geçer ama devlet yapısı aynı kalır. Bu bağlamda MEB içinde yer alan bürokratların particilik yapmayı bırakıp yasalara göre davranması gerekir. Bu amaçla da Kürtlerin özellikle pedagojik taleplerinin siyasal rekabetten bağımsız olarak ele alınması lazım. Buna bağlı olarak Halk Eğitim Merkezleri’nde Kürtçe kurslarının açılması için bir an önce hazır bekleyen Kürtçe modül onaylanmalıdır.

Bu zor zamanlarda yaşanacak böylesi bir gelişme, ülkede iklimi değiştirebilir ve halkları birbirine yakınlaştırabilir. Çünkü “Yaşayan diller” modülünün onaylanmasıyla Trabzon’da Kürtçe kursu, Hakkâri’de Lazca kursu açılabilir.

İbrahim GENÇ

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER