Yasin AKtay’ın Çıkmazı: Skandal ifadeler!

1
3.056 kez

Siirt AKP 1. Sıra Milletvekili Adayı Yasin AKTAY arkasına taktığı iki AKP’li  Kürt adayıyla vekilliğini kaybetmemenin telaşına düşmüş. Öyle bir telaş ki devletin tüm imkanlarını seferber edip mevcut oylarını korumanın en ince hesaplarını yapmakta.Bu ince hesaplar nedeniyle siyaset sahnesinde ilkesiz bir çalışma metodu uygulanmakta, çoğu zaman yalan dolan sözlerle seçmen kazanma çabası yürütülmektedir.

İlkeli siyaset yapma anlayışının bu kadar zedelendiği bir dönem daha önce yaşanmazken bu alandaki öncülüğü kimseye kaptırmayan AKP ‘nin Siirt ekibi tüm stratejisini HDP’ye yönelik yalanlar üzerine kurmuş durumda.  Aslında buna ekip demek de yanlış olur çünkü Yasin Aktay’ın medya ayağı ve ortaya çıkan tablo bir kişiyle Ankara’ya çıkma hesaplarının olduğunu gösteriyor. Bütün AKP’liler en hayalperestleri bile AKP’nin bu seçimde 2. vekili çıkarmanın imkansız olduğunu bilmekte. Şu an Siirt AKP’sinde tüm stratejiler 3-0’a engel olma üzerine kurulmuş. Ki zaten Fevzi Sevgili ve Lokman Özcan’ın aday yapılmış olması bunların vekil olacaklarına yönelik bir çaba değil bunların kitlesinden bir grup dahi olsa kazanıp en azından ellerindeki vekili kaybetmemenin çabasıdır.

İşin garip tarafı AKP’nin Kürt adayları her ne kadar 7 Haziran’da kazandıkları oy kitlesini koruyabilme noktasında bir çaba sarf ediyorsa da 1. Sıra Adayı Yasin Aktay yaptığı konuşmalarla bu adayların çabalarını boşa çıkartmaktadır.

7 Haziran seçim çalışmalarında tüm ülkede skandal denilebilecek söylemlerle itibar kaybeden Yasin AKTAY , itibarını Türk ulusalcılarına yaranmak adına yaptığı eleştirilerle sağlamaya çalışmakta.Tabi bunu yaparken kendi ilinde bindiği dalı kestiğini fark edemiyor, dolayısıyla gerek Sevgili gerekse Özcan’ın Kürt halkına verecekleri cevapları kalmıyor.Geçen seçimde Kürt demenin ayıp olduğunu ifade eden açıklaması hala zihinlerde unutulmuş değil. Ayrıca barışa ve çözüm sürecine dair olumlu tek bir mesajın Aktay tarafından verilmemesi Kürt seçmenlerin kaybını da hızlandırmakta.

Geçen gün Pervari’de seçim çalışmalarında bulunan Aktay’ın skandal denilebilecek sözleri Yasin Aktay’ın dolayısıyla da AKP’nin Kürt halkına yaklaşımını açık seçik ortaya koyuyor.İşin ilginç tarafı Aktay yaptığı açıklamalarla pot üstüne pot kırarken ortaya dökülen kırıntıları temizlemek AKP’nin Kürt adaylarına kalıyor. Ancak son söylemi değil AKP ‘nin Kürt adayları varsa eğer içlerinde vicdan sahibi hiçbir AKP’li düze çıkaramaz.

Aktay’ın Pervari’deki konuşması insani,ahlaki bütün değerleri ayaklar altına alan cinsten bir konuşma. İşte, Ankara’da saldırıya uğrayan barış elçilerinin cenazelerin sahiplenmesiyle ilgili  Yasin Aktay’ın konuşmasından bir alıntı:

“Vallahi ölülere de sermaye gibi sahiplendi, cenazelere şey gibi sahiplendi,bir ganimet gibi. Bu bizim cenazemiz” diye sevinçten adeta yılışıyorlar. Hemen gidip kendi bayraklarını cenazenin üzerine kapatıp sahip çıkıyorlar. Bir cenazenin adabı vardır. Cenaze eğer hepimizin cenazesiyse taziyesine hep birlikte katılırız. O acıyı beraber paylaşmak toplumu tamir eder.

Eğer Yasin Aktay’da zerre keder onur varsa bu laflardan dolayı önce yaşamını yitirenlerin ailelerinden sonra da bu insanları sahiplenen tüm Türkiye halklarından özür dilemelidir. Kiminin annesi kiminin babası kiminin oğlu,kızı, amcası, dayısı; akrabalıkları bir tarafa bırakalım her şeyden önce birbirlerini gerçekten kardeş kabul eden ve barış duygusuyla kardeşlikten öte bir duyguyla yakınlaşan insanlar orda vahşice öldürüldü. Türkiye’nin dört bir yanından, bu kutsal değer uğruna canlarını veren insanlara sahip çıkma adına   cenaze törenine katılma ve  taziyelerini sunma Yasin Aktay’ın zoruna gitmiş, uykularını kaçırmış. Allah aşkına ne yapsalardı insanlarımız, Yasin Aktay’ın hoşuna giderdi?

Aktay’ın açıklamasını okuyunca sanki cenazeleri birileri kaçırmış taziyeyi de Aktay’a yasaklamışlar ve Aktay’dan acıyı paylaşmamalarını istemiş gibi bir anlam çıkıyor. Taziyelere o kadar sahiplenmek istiyordu da birileri engel mi oldu? Acıyı paylaşmak mı istiyordu , hüngür ağladığında gözyaşlarına birileri yasak mı koydu? Herkesin gözü önünde hiçbir engele takılmadan ülkenin başkentinde patlayan bombanın sorumluluğunu üstüne almayan, güvenlik zaafiyeti konusunda tek kelime etmeyen Aktay, sorumsuzluklarının ve işgüzarlıklarının faturasını cenazelere sahip çıkanlara kesiyor.

Sayın Aktay patlamadan kaynaklı zaafiyetleri için hesap vermesi gerekirken hesap sormaya kalkışıyor.İnsanda utanma duygusu olur biraz. Bu kadar da olmaz.

Düşünüyorum da insanlarımız cenazelere sahip çıkmak yerine o insanları meydanda bırakıp evlerini dönselerdi, hiçbir şey olmamış gibi 102 insanın ölümüne seyirci kalsalardı, böyle bir acı yaşanmamış gibi davransaydı Aktay alkış mı tutacaktı. Hayır, inanın o zaman Aktay çıkıp “Bakın arkadaşlarının cenazelerine bile sahip çıkmıyorlar.” derdi. Bu karakterde insanların söylemleri bellidir. Bunların ağzı laf yapar ama o laflardan sadece salata olur.O salata da yenilmez.

Sevinçten cenazelere yılışmak ne demek, bir zahmet Sayın Aktay bunu bir izah etsin. Eğer ölen insanların akrabalarına dostlarına zerre kadar saygısı varsa böyle bir tabir kullanmazdı. Ne demek sevinçten yılışmak, bu ifadeyi kullanırken Aktay’ın bilinci yerinde miydi, yerindeyse şayet bu ifadeler ne anlama geliyor bir zahmet çıkıp izah etsin. İnsanların acılarıyla dalga geçmek acılarını küçümsemek Yasin Aktay’ın ulaştığı psikolojik rahatsızlığın seviyesini mi gösteriyor. Bu haddi kendinde bulan birisinin kesinlikle acil bir tedaviye ihtiyacı vardır. Siirt halkının ise böyle hasta ruhlu vekile hiç bir ihtiyacı yok.

Bakın Siirtli Yasin Aktay başka neye sinirlenmiş.”Bayraklarını tabuta sarmışlar , sahip çıkmışlar “ diyor. Bu da söylenecek laf mı? Aileler ister tabuta gelinlik serer, ister üyesi olduğu parti veya sendikanın bayrağını serer. Tabutu kaldıracakları zaman Yasin Aktay’ı arayıp tabuta neyi sermeleri gerektiğini mi danışacaklardı. Bunun için bir özür mü dilesinler. Yoksa tabutlara İŞİD bayrağı serilmedi diye mi tüm bu üzüntünün sebebi. Allah akıl fikir versin profesörümüze.İnsanların acıları yetmiyormuş gibi o anda tabuta serecek bayrağın rengini düşünecekler. Ya bu nasıl bir zihniyet. Bunun psikiyatride bir karşılığı var mı?

Aktay’ın sözleri bunlarla sınırlı kalsa iyi, inciler dökülmüş de dökülmüş. Bakın devamında ne demiş?

Cenaze eğer hepimizin cenazesiyse taziyesine hep birlikte katılırız. O acıyı beraber paylaşmak toplumu tamir eder. Açıkçası biz insanı yaşatmaya çalışıyoruz, onlar öldürmeye çalışıyor. Biz toplumda hakikatten barış olsun istiyoruz ama onlar dillerinden barış kelimesini düşürmüyorlar fakat inanılmaz bir şey ‘barış’ diyerek savaşıyorlar ve ‘barış’ diyerek öldürüyorlar, bombalıyorlar sonra suçlu gene devlet oluyor.”

Yasin Aktay ne dediğini biliyorsa profesörlük ünvanını bir zahmet YÖK’e iade etsin, çünkü bu kapasiteyle profesörlük yapılmaz, bir zahmet bu yükü taşıyamadığını gerekçeleriyle YÖK’e izah etsin, onu anlayan birileri mutlaka çıkar.Yok eğer ne dediğini bilmiyorsa bilmemek ayıp değil sormamak ayıptır. Sorsun bakalım önce o cenazelerin, o ölümlerin müsebbibi barış diye haykıranlar mı yoksa devletin güvenlik zaafiyetinden faydalanan İŞİD’in canlı bombaları mı?

Aktay aslında ne dediğini biliyor ama zihniyet, bakış açısı, koltuk, makam, mal, mülk gözleri kör etmiş ve olaya farklı yaklaşmak durumunda .O aslında olayı çoktan çözmüş, Pervari halkına da herhalde müjde vermek için gitmiş. “ Bakın barış diyenler o bombayı patlatmış, suçu da devlete atıyorlar, sakın inanmayın” Bunlar arkadaşlarını öldürüp menfaat sağlayacaklar, hesabına getiriyor. Tabi iktidarların gözü dönmüşlerin hırslarından yaptığı malum şeyleri insanlık yolunda gidenlerin yapmayacağını hesaba katmıyor, çocuk kandırdığını zannediyor.

Aktay, devletin yaptığı operasyonlarda ise sivillerin zarar görmemesine önem verdiğini vurgulayarak, “O kadar operasyon oluyor, kasıtlı olarak bugüne kadar bir tane sivilin burnu kanamadı. Olayla ilgisi olmayan bir tane sivile dokunulmuyor. Sivil ve terörist tanımı çok net biçimde yapılıyor. Terörle hiçbir ilgisi olmayan vatandaşımızın da bu devletle hiçbir derdi yok artık. Çünkü devlet hepimizin ve hepimize hizmet ediyor” diyor.

Gördüğünüz gibi Yozgat’ın ilçe dahi görmemiş bir garibanın sözlerini olduğu gibi alıntı yapan Aktay’a herkes inandı. Meğer ne titiz bir devletimiz varmış da biz bilmiyor muşuz. Aslında yanlış bildiğimiz bazı konular var. Cizre’de ölen 35 günlük bebek, bebeklerden sorumlu örgüt lideri,10 yaşındaki Cemile ÇAĞIRĞA çocuklardan sorumlu örgütün eşbaşkanı, 75 yaşındaki Mehmet Erdoğan yaşlılardan sorumlu örgüt ün silahlı kanat sorumlusuydu. Bunlar sivil değillerdi.

Yasin AKTAY’ın Filistin’de öldürülen siviller için duyarlı bir yazar olduğu malum. Hatta 2009 yılında yazmış olduğu  “İsrail”in başarılı olduğu tek konu: Sivil katliamı” adlı yazısı bile var. İlginç olan şu ki Aktay, onbinlerce kilometre uzaklıkta bulunan Filistin’de yaşanan sivil katliamını görüyor, Siirt’ten 150 km ötede olan Cizre’de olup biteni görmüyor. Bu bize şu meşhur sözü hatırlatıyor. “Hiç kimse görmeyen istemeyen kadar kör değildir.”
Aslında o konuşmadan daha anlatılacak çok şeye var ama anlamak isteyen anlamıştır diye düşünüyorum. Bu yazı vesilesiyle de kendilerine müslümanım diyenlere sesleniyorum. Oyunuzu kullanırken zalim ve mazlum arasındaki çizgiye bakın .Zalime meylettiğiniz anda yarın mazlum adayı olacağınızı da unutmayın. Hatta mazlumken bile mazlum olduğunu fark edemeyenlerin olduğunun düşünün. Zalime karşı verilecek cevap için geç kalmadan kararınızı verin hatta mazlumdan yana duruşunuz için daha çok destekçi bularak zulme karşı gücünüzü artırın.
Sevinçle cenazelere yılışıyor diyenleri meclise göndermeyerek Zulme karşı ilk sınavı da vermiş olun.

1 YORUM

CEVAP VER