‘Cezasızlık bir devlet politikasıdır’

0
361 kez

ANKARA (DİHA) – Türkiye’de son 30 yılda devletin JİTEM ve güvenlik birimleri tarafında işlenen faili meçhul cinayetlerin tek tek yargı eliyle aklanmasının bir devlet politikası olduğunu belirten hukukçu Öztürk Türkdoğan, gerçekle yüzleşmenin “hakikat kurulları” gibi mekanizmaların kurulması ile mümkün olabileceğini söyledi. Türkdoğan, beraatla sonuçlanan tüm davaları AİHM’e taşıyacaklarını kaydetti.

Türkiye’de 1990’lı yıllarda devletin faili meçhul birimi olan JİTEM’cilerin işlediği suçların tek tek yargı tarafından aklanmasını değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’deki en önemli sorunlardan birinin “cezasızlık sorunu” olduğuna işaret ederek, “Devlet görevlilerinin karıştığı suçlarda failler cezasız kalıyor, etkili soruşturma ve kovuşturmaya başvurulmuyor” dedi.

‘AKP sözler verdi yerine getirmedi’

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılında Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf olacağı sözünü verdiğini hatırlatan Türkdoğan, “2004 yılındaki Anayasa değişikliğinde bu konuda adım dahi atıldı. Daha sonra bunun devamı gelmedi. Yine Erdoğan 2009 yılında Cumartesi Anneleri’ne ve insan savunucularına bir söz daha verdi. Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi’ne Türkiye’nin taraf olacağını ve etkili soruşturmanın yapılacağını söylemişti. Orada hem Cemil Kırbayır ile ilgili hem de bir başka kaybedilenle ilgili söz vermişti. Maalesef Meclis’te komisyon kurulmasına rağmen o insanların akıbeti ortaya çıkarılmadı” diye konuştu.

‘Faili meçhullerle yüzleşilmeli’

2009 ve 2013 yılları içerisinde insan hakları savucularının ve ailelerin yoğun çabaları sonucu ile bazı savcılar tarafından faili meçhul cinayet davaları açıldığını hatırlatan Tükdoğan, bu davaların hükümet pratiğine rağmen açıldığını belirterek, “Siyasal iktidar cezasızlığı ortadan kaldırmak istiyorsa, faili meçhullerle yüzleşmek zorundadır. Gerçek bir geçmişle yüzleşme sürecine girmesi gerekir. Yani bir çatışma çözümü yaşaması lazım” ifadelerini kullandı.

‘Yüzleşme mekanizmaları kurulmalı’

Devletin Kürt sorununda uyguladığı şiddet politikasından kaynaklı faili meçhul cinayetlerin yaşandığını ifade eden Türdoğan, “Devlet Kürt sorununu çözdü mü? Çözmedi. Kürt sorununun çözümü noktasında müzakereleri başlattı mı? Başlatmadı. Şuan bırakın müzakereyi diyalog yok. Tekrar çatışma ortamına geri döndü. Şimdi bunlar devam ederken devletten cezasızlığı sona erdirmeyi beklemek biraz saflık olur” dedi. TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu ve çözüm süreciyle ilgili komisyonların kurulduğunu hatırlatan ve “En önemlisi de hakikatler komisyonu kurulması gerekiyor” diyen Türkdoğan, ancak bununla geçmişle yüzleşmenin mümkün olabileceğini söyledi.

Sadece devletin değil toplumun topyekûn suça bulaştırılmak istendiğine dikkat çeken Türkdoğan, böyle bir yerde de geçmişle yüzleşmenin olmayacağını ve bunun bir tehlike olduğunu söyledi. Türkdoğan, bunun için de acilen çatışmaların sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Türkdoğan şöyle konuştu: “Cezasızlığın sona erdirilmesi için Türkiye’nin Cenevre Sözleşmeleri’ne uyması lazım. Adını bile anmıyorlar. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) yargı yetkisini tanıması lazım. Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi’ni tanıması lazım. Bunları gerçekleştirdiği anda gerçekten o zaman inanabiliriz evet cezasızlıkla bundan sonra etkili bir şekilde mücadele edilecek. Suç işleyenler hak ettiği cezayı alacak diyebiliriz. Bu uluslararası hükümlülükler dahi yapılmadı. Türkiye içinde ise yargının tarafsız ve bağımsız olacağı hukukun üstünlüğüne ilkesine uygun bir yapılanmaya kavuşacağı günler gerekiyor. Bu olmadan yine yapamazsınız bütün bunlar içinde bir siyasi iradenin ortaya çıkması lazım. Bu iradenin de barış iradesi olması lazım.”

Bütün davaları AİHM’de taşıyacağız

Beraatla sonuçlanan davaların iç hukuku bittikten sonra hepsinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirten Türkdoğan, “Ama AİHM kararına rağmen açılan davalarda beraat kararı veriliyor. Bu da bu cezasızlığın ne kadar güçlü bir durum olduğunu gösteriyor. Bu konu yeni bir barış iradesi ortaya çıkana kadar bizi uğraştırmaya devam edecektir. Gerçek bir çatışma çözümü yaşadığımızda ve gerçek bir hakikat komisyonu kurulduğunda belki o zaman cezasızlıkla baş edebileceğimizi düşünüyorum” dedi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER