UMUTSUZ OLMAYALIM

1
1.240 kez

 

Kürtlerin ve Türklerin kaderinin bağlandığı coğrafya, dünyanın çekim merkezi olması nedeniyle, savaş alanından bir türlü kurtulamıyor. Fikir üreten ve yönlendirmeyi yapacak lidere de sahip olamadığından Avrupa Birliği veya benzeri kolektif düşünceye sahip ve yaşam koşullarını oluşturacak yarınlara ışık tutacak yapılar ufukta görünmüyor. Avrupalılar II. Dünya savaşından sonra öldürmenin yanlışlığını anladılar ve kıtalarına barış ve huzuru hâkim kılarak dünyaya yön veriyorlar. Ama bundan ders çıkarmak istemiyoruz. Huzur ve adalet her şeyin başlangıcı ve yarınların umududur. Umutsuz olmayalım ve birlikte yaşamı kabullenelim. Bu şiddet sarmalından kurtularak, hep beraber yarınları düşünelim, huzuru miras bırakalım. Gelecek nesiller bizlere bedduada bulunmasınlar.

Daha önce Cizre de 9 gün, değişik ilçelerde ve en son Silvan’da meydana ve 12 gün sokağa çıkma yasağından geriye kalan korkunç manzara. Cumhuriyet tarihi boyunca, bölgenin yabancısı olmadığı uygulama bir kez daha kendini gösterdi. İnsan ve inanç sahibi insanlar olarak sorunun çözümü konusunda siyasetçileri sorumluluğa davet ederek, bir an önce bu olumsuzlukların ve insan ölümünün son bulması için çözüm üretsinler. Konuşmanın zamanı geçti, sıra icraattadır. İcraat yapsınlar. Adalet ve huzur içinde eşitçe kavmiyet ve ırkı sorgulamak sızın yaşamın koşullarını oluşturalım.  17.11.2015 tarihinde yayınlanan Newsweek’ten Barney Guiton’a konuşan Şerko Ömer adlı eski IŞİD militanı, Türk ordusunun IŞİD’le ‘işbirliğini’ şu sözlerle anlattı; “IŞİD’in başkenti Rakka’dan, kamyonlarla sınıra getirilen militanlar, önce Türkiye topraklarına sokuluyorlardı. Sonra da Kürtlerle savaşılan bölgeden, yeniden Suriye topraklarına transfer ediliyorlardı. Böylece Kobani’yi ele geçirmek için Kürt güçlerine karşı savaşan IŞİD militanları arasındaki yerlerini alıyorlardı.” Ömer, sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye, IŞİD’in en yakın müttefiklerinden biriydi. Özellikle de Kürtlerle savaş söz konusu olduğunda bu durum daha da belirginleşiyordu çünkü Kürtler, ortak düşmanları pozisyonundaydı. IŞİD savaşçılarını Kürtlerin karşısına çıkarmanın tek yoluysa onları, Türkiye sınırları üzerinden geçirmekti.”

Ne demeliyiz. Beraber yaşayan Kürtler ile Türkler olduğu halde bu tahammülsüzlüğün ve kabullenmemenin nedeni nedir? Acaba sokağa çıkma yasağı bu olumsuzlukların sonucu mu?  Yarınlarımız ne olacak? Soruların cevabını hep birlikte aramalıyız. Aksi takdirde birlikte kayb ederiz. Çünkü zulmün kazananı olmamıştır.

Bedrettin SİĞA

 

1 YORUM

  1. Tevahiye zalim a, muhakkak rojek yen kiryarêxwe bibin mihvan.
    Hey gidi dînya! Tu çikas beredayî yî. Lê em naxazîn te fihmbêkîn. Ew mirovê duh em cem hev, îro çûye ser uxêraxwe. Yanî çuwe xerîbiye. Demek kî em insan vê dinyayêde xerîbîn. Lê wek xweyê dinyaye dimeşîn. Roja lime diqevême jî gazinda dikîn. Ev zeifiye. İnsan zeif e.
    Qedera misilmana ketiye deste ne misilmana de.

CEVAP VER