‘Zulmün karşısında aydınlık güçlerin içerisindeyiz’

0
397 kez

DİYARBAKIR (DİHA) – Saldırı ve ablukalara karşı “Zulme karşı direniş orucu” başlatan DİK ve DİAY-DER üyeleri, yaşananların Nemrut ve Firavun zulmünü aştığını belirterek direniş çağrısı yaptı. DİK Kadın Şurası üyesi Süheyla İnal gelişen direnişi “Bugün zulmün karşısında aydınlık güçlerin arasında yerimizi alıyoruz” sözleriyle ifade etti.

Bölge kentlerinin kuşatılması ve saldırılara karşı Demokratik İslam Kongresi (DİK) öncülüğünde başlatılan direniş oruçları “Zulme karşı direniş orucu” sloganıyla Diyarbakır, Van ve İstanbul’da sürerken, tutulan oruçla birlikte din alimleri, seyda ve meleler Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri de değerlendiriyor. Diyarbakır Din Âlimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) binasında başlatılan süresiz dönüşümlü direniş orucunda bir araya gelen inananlar da gün boyu AKP hükümetinin geliştirdiği saldırıları ve Kürt halkının direnişini konuşuyor.

Başlattıkları direniş oruçlarını sonuç alana kadar sürdüreceklerini belirten DİAYDER Başkanı Kutbettin Bayler, Kürdistan’da yaşanan zulmün Firavun ve Nemrut zulmünden de daha ağır olduğunu vurgulayarak “Biz davamızın Allah’ın emri altında oruç tutarak kabul olacağına inanıyoruz” dedi.

‘Zulme ses çıkartmayan zalimin ortadığıdır’

Direniş orucunda olan Melle Abdulkadir Anar ise Kürdistan’daki büyük vahşete karşı direniş orucuna başladıklarını belirterek “Nerede görülmüş cenaze günlerce yerde kalmış? Nerede görülmüş yaralılar günlerce tedavilerine izin verilmemiş?” diye sordu. Zulme ses çıkartmayanların da zalimlerin ortağı olduğunu vurgulayan Anar, “Çünkü Peygamber efendimiz şöyle buyurmuş ‘O ki zulmü yapanlar ve zulme yardın edenler hepsi cehennem ateşinde yanacak'” sözleriyle herkesi zulme karşı durmaya çağırdı.

İlahiyaçı Abdulbari Sasuni ise Ortadoğu’da yaşanan savaşa dikkat çekerek Türkiye ve İsrail devletlerinin uygulamalarını şu sözlerle değerlendirdi: “Cumhurbaşkanı ve Başbakan Filistin ve İsrail örneğini vererek konuşuyorlar. İsrail’in Filistin üzerinde bir katliamı söz konusu. Ancak aynısını Kürtlere yapıyorlar.”

‘En büyük cihat zalimin zulmüne karşı direniştir’

Sasuni, Hz. Muhammed’in bir sözünü hatırlatarak, direniş orucu ile ilgili şunları söyledi: “En büyük cihatlardan bir tane zalimin zulmüne karşı direnmektir. Demokratik İslam Kongresinin amaçlarından bir tanesi de budur” dedi. AKP hükümetinin dini araçsallaştırmasına da tepki gösteren Sasuni “Kendisine göre yalan bir din oluşturmuş ve kendisini o din üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor. Katliamı bu din içerisinde helal bir hale getirmiş. Kadın, yaşlı, çocuk öldürmek dinde yoktur. Cami, medrese ve kilise yakmak yoktur. Ama bunu yapıyor daha sonra dine uygundur diyor. Bu yapılanların hiçbiri İslam dininde yoktur. DAİŞ de aynısını yaptı etmediğini bırakmadı. Bunlarda bu zihniyetin ardıllarıdır” diye konuştu.

Zulme karşı aydınlık güç olma vakti

Demokratik İslam Kongresi Kadın Şurası üyesi Süheyla İnal ise Sur, Cizre ve Girê Mira’da ve bütün alanlardaki direnişi kutlayarak şöyle konuştu: “Doğrusu bugün zulmün karşısında aydınlık güçlerin arasında yerimizi alıyoruz. Ve Bedizzaman Said-i Kurdi diyor ki gözlerini kapatanlar kendilerini karanlığa sokar. Bugün biz de diyoruz ki örgütlemeyle, ayağı kalkma ile ve başkaldırı ile biz gözlerimizi açtık. Artık biz karanlık günlere girmeyeceğiz.”

‘İnsanlığınız Avrupa’da yaşayan insanlar için mi?’

Devlet güçlerinin tüm toplumsal değerlere, kadına, çocuğa, ibadet yerlerine saldırdığına dikkat çeken İnal, “Zulüm karşısında sessizlik daha büyük zulümleri doğurur” ifadelerini kullandı. Katliamlara karşı ciddi tepki göstermeyen uluslar arası insan hakları örgütlerini de sert sözlerle eleştiren İnal ” Sizin insanlığınız Avrupa da yaşayan insanlar için tek mi? Bugün Kürdistan da her gün 10 kişi katlediliyor. Bu hangi hukuka sığıyor” diye sordu.

Son olarak Kürt halkına çağrıda bulunan İnal, “Eğer bugün bir statümüz olsaydı bunlar olmayacaktı. Ve her şeyden önce de biz diyoruz ki statü sahibi olmalıyız. Ve statü sahibi olmamız içinde birlik olmalıyız” dedi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER