Paket paket dökülen planlar

0
364 kez

ANKARA (DİHA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dün Mardin’de açıkladığı ve AKP medyasının “şefkat paketi” olarak tanımladığı “Terörle Mücadele Eylem Planı”na benzer paketler 92’de Demirel, 96’da Erbakan, 97’de Mesut Yılmaz tarafından da açıklanmıştı. Yılmaz’ın “cennet paketi” olarak açıkladığı paketin üzerinden 25 yıl geçerken, Kürtler devletin cennetini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimi ile “dünyaları başlarına yıkılarak” yaşıyor. İlki 92 Newrozu’nda yaşanan Cizre katliamından sonra açıklanan paketin sonuncusu yine Cizre’de insanlar diri diri yakılırken, “vahşet bodrumu” yaşanırken açıklandı. Yine 93’te Çiller’in BASK modeli tartışmalarına karşılık, Davutoğlu’nun verdiği bir İspanya şehri olan Toledo örneği benzerliklerin bir başka örneği.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından dün Mardin’de açıklanan ve adına “Terörle Mücadele Eylem Planı” denilen paket ile yeni Şark Islahat Planı devreye sokuldu. 10 başlıktan oluşan plan, AKP medyası tarafından “Şevkat paketi” ve “Kardeşlik seferberliği” başlıkları ile manşetlere çıkarıldı. Akit ve Sabah gazeteleri “Kardeşlik Seferberliği” ortak manşeti ile çıkarken, AKP’ye yakın medyanın tamamı yine aynı argümanları kullandı.

Kürdün acısıyla dalga geçtiler

Akşam Gazetesi, servis ettiği haberinde plan üzerinden evleri sırtlarına yüklenerek tehcire tabii tutulan Kürtlerin fotoğraflarını kullanarak dalga geçer gibi “Dönüşleri muhteşem olacak” başlığını kullandı. Haber Türk Gazetesi, “Mardin süreci” manşetini tercih ederken, Birgün, Gündem, Evrensel, Cumhuriyet gibi gazetelerde ise pakete ilişkin eleştirel haberler yer aldı.

Şefkat paketi

AKP medyasının “Kardeşlik ve Şefkat Paketi” olarak tanımladığı planlara benzer girişimler son 30 yılda defalarca kamuoyuna açıklandı. Her biri farklı isimlerle açıklanan ancak aslında aynı zihniyetle hazırlanıp aynı içeriğe sahip olan paketlerin tümünün ortak noktası “Kürt hareketini tasfiye etmek” oldu.

1992’den sonra açıklanmaya başlanan paketler…

Kürdistan’da yürütülen savaşın en yoğun olduğu 1992 yılında, Süleyman Demirel Başbakanlığı’nı yaptığı hükümet, “Güneydoğu Paketi”ni kamuoyuna sunuyordu.
21 Eylül 1992 tarihinde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, kabine üyeleri Erman Şahin, Mehmet Karhaman, Necmettin Cevheri, Nevzat Ayaz ve Abdulkadir Ateş’ten oluşan bir komite tarafından hazırlanan paket, yine o dönemde gazetelere servis edildi. Pakette, “Yatırımların hızlandırılarak tamamlanması, Özel Sektör’le işbirliğine gidilerek bölgeye teşvikleri sağlanması, Teknoloji yoğunluklu sanayinin tercih edilmesi, İşsizliğin çözülmesi ile Şırnak, Batman, Siirt gibi iller ve bağlı ilçelerin acil ihtiyaçlarının süratle giderilmesi” gibi tedbirler düşünülüyordu.

Önce Cizre’yi yakıp sonra paket açıklamak

Paket hazırlandığında 90’lı yılların serhildanlarına karşı ilk katliamlardan biri Cizre’de yaşanmıştı. Devlet güçlerinin bugünküne benzer şekilde ablukaya aldığı Cizre’de Mart 1992 tarihinde yapılan Newroz kutlamalarında en az 54 insan katledilmişti.
Katliamı kapatmak için 1992 tarihinde hükümetin açıkladığı “Güneydoğu Paketi”nin üzerinden yıllar geçtikten sonra bu kez AKP Hükümeti, insanların diri diri yakıldığı, “vahşet bodrumu”nun yaşatıldığı bir dönemde “Terörle Mücadele Eylem Planı”nı açıkladı.

93’te BASK, 2016’da Toledo: Değişmeyen tek şey katliamlar

Demirel’den bir yıl sonra bu kez Tansu Çiller, Bask Modeli’ni gündeme getirdi. 10 Ekim 1993 tarihinde Kürtlere karşı en ağır katliamlara imza atmış isimlerden biri olan dönemin Başbakanı Çiller, “BASK Modeli’nin teröre çözüm olabileceğini” açıkladı. Özerk bir yapılanmaya sahip olan BASK Modeli’nin Kürt sorunu kapsamında tartışılması o güne kadar yapılan en ileri açıklamalardan biri olarak kayıtlara geçti. Ne var ki aynı önerilere karşılık köy yakmalar, katliamlar, failli meçhul cinayetlerde devreye girdi.
BASK Modeli tartışılmasıyla hayata geçirilen tek şey, İspanya devletinin baskısının uygulanması oldu. Buna karşılık 2016 Türkiye’sinde Sur, Cizre ve Silopi katliamları yürütülürken, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Sur için yine bir İspanya kenti olan Toledo örneği vermesi, aradaki tarihi benzerlikleri göstermesi bakımından dikkat çeken ayrıntılardan biri oldu.

1996’da Erbakan paketi

1996 tarihinde bu kez “paket” dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan tarafından açıklandı. Ağrı’da, Bakanlar Kurulu toplantısı yapan Erbakan yine ekonomi ağırlıklı bir “Güneydoğu Paketi” açıkladı.
Kürt sorununu “geri kalmışlık ve yoksulluk” sorunu olarak kodlayan devlet, bir kez daha “ekonomik iyileştirmeler” yoluna gidiyordu. Yeniden, “Yatırımların tamamlanması, bölgeye kaynak aktarılması” gibi adımlar atılacağı öngörülüyordu.

Yılmaz’ın Cennet paketi!

Eylül 1997 tarihinde de, bu kez ANASOL-D hükümetinin Başbakanı Siirt’te “cennet paketi” açıklıyordu. Siirt’te yaptığı açıklamada, bölgeyi “yatırım cenneti haline getireceklerini” söyleyen Yılmaz, geçmişte açıklanan paketlerin işe yaramadığını kabul ederek, bu kez kendilerinin eğitim ayağını da tamamlayarak paketi başarıya ulaştıracaklarını ileri sürüyordu.
Yılmaz’ın açıklamaları ertesi gün gazetelerde “Güneydoğu’ya cennet paketi” başlıklarıyla haber oldu.

PKK savaşı bıraktı devlet korucuları mağdur etmeme kararı aldı

2000 yıllara gelindiğinde ise PKK savaşı sonlandırmış ve gerilla yurtdışına çekilmişken devlet, 107 maddelik bir eylem planı hazırlığı içinde olduğunu duyuruyordu. Pakette yine ekonomik tedbirler öncelenerek “Korucuların mağdur edilmemesi” kararlaştırılmıştı.

AKP paket açtıkça demokrasi geriye gidiyor

Sonraki yıllarda çözüm masasına yaklaşan devlet, AKP döneminde Oslo görüşmeleri, İmralı diyaloglarıyla birlikte yeniden devletin eski güvenlikçi diline üstelik bütün dönemleri aratacak şekilde geri döndü. Savaş ve katliamları derinleştiren AKP hükümeti bununla birlikte kendince bazı paketler açıklamaya başladı. Daha önce de kimi “demokrasi, özgürlük, adalet” paketleri açıklayan AKP’nin her paket açıkladığında insanlar paketlenerek cezaevine konuldu ve Kürtlere yönelik en kitlesel tutuklama girişimi olan KCK operasyonları yapıldı.

Ekmek bulan Kürt özgürlükten vazgeçecekti

Bu arada ekonomik önlemler bağlamında devletin her sıkıştığında gündeme aldığı GAP projesi de 41 yılda tamamlanamadı.

AKP hükümetinin bugün açıkladığına benzer bir şekilde 1989 yılında “GAP Master Planı” hazırlanmıştı. Proje tamamlandığında kişi başına gelir yüzde 209 oranında arttırılması, bölgenin işsizlik sorunu çözüme kavuşturulması ve ekmeğe kavuşan Kürdün özgürlük talebinden vazgeçecekti. Ancak bunca zamana rağmen GAP tamamlanamadığı gibi, her yıl Harran Ovasından yüz binlerce aile batıya mevsimlik işçi olarak göçmek zorunda kalıyor.

Kürtler devletin cennettini yaşıyor!

Böylece 1992 yılında açıklanan, Yılmaz’ın 1997’de “cennet paketi” olarak tarif ettiği AKP’lilerin bugün adına “Şefkat Paketi” dedikleri paketlerin ilkinin üzerinden bugüne 25 yıl geçmesine rağmen sorun çözülmediği gibi, daha da derinleşti. Cennet haline getirilmesi vaat edilen kentler bir bir AKP eliyle tank ve toplarla yıkıldı. Devletin yanında olduğu belirtilen 90’larda evleri yakılarak göçertilen ve bugün halen bir kaç parça eşyası sırtlarına vurulan Kürtler ile halen “dönüşleri muhteşem olacak” denilerek dalga geçiliyor.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER